Literatüre baktığımızda çocuk gelişim evrelerini kuramsal açıdan en iyi sınıflandıran bilim adamı olarak Sigmund Freud ve Eric Erikson’ u görmekteyiz. Diğer kuramcılar ve bizim gibi sahada uygulama halinde olan çocuk-ergen psikologları bu kuramları göz önüne alarak, çalışılan toplumun psiko-sosyal şartlarını göz önünde bulundurarak çalışmalar yürütüyoruz. Bilimin gelişme üçgeni olan tez-antitez-sentez bağlamında her fikri önemsiyor ve uygulama verilerine bağlı olarak eleştirilerimizi de yaparak uygulama tarzı geliştiriyoruz. Devamını oku
YAZILARIMIZ
Aşk Üzerine Fikir Uçuşmaları
Bir nüveydi başlangıçta insan, hiç bilmediği diyarlardan insan adı altında misafir olarak geldi bu dünyaya. Bu dünyaya giriş kapısı, bir babamın sperminin bir kadının yumurtasıyla buluşmasıyla ortaya çıkan insan bedeniyle oluyordu başlangıçta. O nüve, kainatın balkonu olan dünyadan o geldiği sonsuz alemleri seyretmeye gelmişti aslında. Sonuçta, sonu bucağı olmayan o enginliklerde sergilenen bir çok güzelliğin, mucizenin birileri tarafından seyir edilmesi gerekirdi, bu güzelliği var edene hakkının teslim edecek bir göze ihtiyaç vardı, işte o insanda varlık bulan nüvenin geldiği yer ve onun özü, seyrettiği kainatın bir damlası, bir parçası olduğunu anlaması için biraz olgunlaşması gerekiyordu. Devamını oku
ANNE BABA ve ÇOCUK
Doğayı seyretmeyi sevenler bilirler, doğadaki her canlı ve cansız madde, varoluşsal serüvenleri boyunca çeşitli gelişim aşamalarından geçerler. Bu serüvene ilk adım atan her varlık başlangıçta daha pasif ,kırılgan ve dışa bağımlı iken zamana bağlı olarak, elde ettiği deneyimlerle güçlenir en nihayetinde tekil varlığını sürdürebilecek olgunlağa erişerek üreme ve çoğalma aşamasına geçer, neslininin devamını sağlamaya ve üretken olmaya yönelik dürtülerle çevresini şekillendirir. Bu değişim serüvenindeki her canlı bulunduğu aşamadan bir üst gelişimsel aşamaya geçerken, ondan once bu aşamaları tamamlamış daha güçlü olan en yakın modeli gözlemler ve bu gözlemleriyle elde ettiği davranış, duygulanım, konuşmayı öğrenme, yemek yemeyi öğrenme, oturmayı öğenme, örf adetler gibi verileri taklit ederek kendi bünyesinde toplayarak ait olduğu grubun bir parçası olarak kültürlenme sürecini tamamlar. Devamını oku
15 Temmuz Terörizminin Toplumsal Psikolojiye Etkisi
O gün Türkiye tarihinin en karanlık, en korkunç günlerinden birisini yaşadık. Yaşanılan tablo o kadar alışılmışın dışında şeylerdi ki, üzerimizde yarattığı şok etkisi hala devam etmekte. Olayların üzerinden üç ay gibi bir sürenin geçmiş olmasına rağmen, toplum üzerinde yarattığı psikolojik etkiler ilk günkü gibi taze bir şekilde canımızı acıtmakta. Aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihi boyunca bir çok farklı grupların terör saldırılarına maruz kalmıştır. Toplumun bu saldırılar ile öğrendileri, terörizm şekli, belli marjinal grupların ideolojik zeminli eylemleri sonucuyla olan saldıralardı. Toplum olarak bizler terörizm sonucu bir çok acıyı birlikte yaşadık, kayıplarımızın acısını hala yüreğimizde taşıyorken, bu son terrorist saldırı bizler için taşma noktası oldu. Bu terör saldırısını diğer yaşadığımız saldırılardan ayıran çok önemli bir farkı vardı. Bu saldırıyı yapanlar, bu ülkenin imkanlarıyla okumuş, bu ülkenin olanakları sayesinde kendini geliştirmiş ve örgütlenmiş, kendisini toplumun en hassas duygularına hitap edecek şekilde lanse ederek nüfus bulmuş, tırnak içinde dindar ve insana hizmetiyle ön plana çıktığını idda eden bir yapılanmaydı. Devamını oku
Çocuk Psikolojisinde Resim Çiziminin Önemi
Resim, bireyin kendi zihinsel süreçlerindeki karmaşayı açıklamak için bir yöntem ve zihinsel gelişimin göstergesi sayılabilir.
Kendiliğinden yapılan resimler, insanların ruhsal dinamiklerini yansıtabilmesi sebebi ile , doğru uzmanlar tarafından etkili analizler sonucu çocukların ve onların gelişimsel süreçlerini bize ayrıntılı bir şekilde gösterebilirler. Devamını oku
Var Oluş Üzerine Fikir Uçuşmaları
Merhaba okuyan insan, okuduğunu anlayan ve sonra onu yargılayıp ret eden yada kabul eden insan, düşünceli insanlık klanının üyesi, medenileşme abidesi, varlığın son şekli ve en canlı kanıtı insan, potansiyelini fark edemeden varlıktan yokluğa kapalı zarf olarak giden insan. Artık korkmayı bırak ve kendini kendinde ve alemi bendin de keşif etmeye başla! Devamını oku
Anda Yaşamak
Aslında psikolojik sorunların kökeninde hep yanlış algılamalar ve yanlış zihinsel yapılandırmalar gelmektedir. Bunların en başında insanların adepte olmak zorunda oldukları uzaysal,mekansal ve zamansal varoluştur. Eğer insan varoluşsal bütünlüğünü korumak istiyor ise varoluşsal dengesini de oluşturması gerekir. Örneğin anda yaşamak terimini ele alırsak, eğer insan zihninde geçmiş anıları, yaşanmışlıkları sürekli zihninde oynatırsa veyahut sürekli gelecek ile ilgili plan ve tasarımlarıyla zihnini meşgul ediyorsa yukarıda bahsetmiş olduğumuz zamansal adapte oluş açısından sorunlar yaşıyordur. Çünkü insan varoluşu anda ve şuan içinde yaşadığımız dünya zamanından birebir etkilenir ve onu etkiler ancak geçmiş ve gelecekle meşgul olan zihin dünyanın andaki işleyişini algılayamaz ve ona adapte olamadığı için gerilim ve ruhsal problemler yaşar. İnsan varoluşu haliyle geçmiş yaşantılarından etkilenir, deneyimlerini, anılarını ön hazır oluş şeklinde pratik hayatında kullanır. Gelecek ile ilgili planları, hayalleri, yapmak istediği şeyler olabilir, tüm bunlar dengeli ve kişiye hizmet edecek şekilde kullanılırsa bireye başarı ve mutluluk getirecektir. Örneğin sobaya dokunan ve canı yanan çocuk bu deneyimden sonra bir daha yanan sobaya dokunmaması gerektiğini öğrenir ve acı hissinden kaçmak için bu deneyim ona hizmet eder. Aynı şekilde gelecek ile ilgili planları olan bir öğrenci andaki yaşamını ona göre kurgulayarak mesela derslerine daha fazla çalışarak yine kendisi için faydalı bir halde bunu kullanabilir. Durumun bu iki boyutu insan için yararlı olan kısmıdır. Devamını oku
İnsanı Anlamak ve Anlamlandırmak
İnsanlık Varoluşunu sürdürürken günlük hayatında bir çok psikolojik sorunlarla farkındalıklı yada farkındalıksız karşılaşır. Bazen sadece ruhsal dengemiz, gergin, hüzünlü , sinirli, agresif ve benzeri halleri yaşar ancak kimi zaman bu durumun sebebini bilemeyiz hatta içimde bir sıkıntı var ortada da bişey yok ama neden böyle hissediyorum ki sorularını çokça sormuşuzdur kendimize. Fiziksel alemde herşeyin bir sebebi, neden sonucu olduğu gibi ruhsal dalgalanmalarımızın da muhakak bir kaynağı sebebi vardır. Biz klinik psikologların da terapi seanslarımız da en büyük hedeflerimizden birisi zaten ruhsal gerginlere sebep olan bilinmezleri ortaya çıkartıp gözle görülür bir şekilde ortaya koymaktır bu durum bile yani bilinmezliğin keşifi bile başlı balına tedavi edici olabilmektedir. Bilinmezliğin keşfinin, insan ruhunun yapısı gereği en derinlere bir savunma yöntemi olarak ittiği bazı yaşanmışlıkları gün yüzüne çıkarmakla olur. Devamını oku
Çocukluk Çağında Görülen Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Ailelere Tavsiyeler
Çocuklarda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olup olmadığını anlayabilmek için, çocuklarınızın davranışlarını ve tepkilerini çok iyi gözlemlemeniz gerekmektedir. Ancak çocuğunuzun içinde bulunduğu dönem gereği göstermiş olduğu bazı davranışları bu durumla karıştırmamak gerekir. Mesela sürekli oyun oynamak isteyen, dışarı çıkmak isteyen, meraklı ve araştırmacı şekilde sürekli sorular soran bir çocuk içinde bulunduğu yaşa ve gelişimsel döneme de bağlı olarak anlamlı davranış örüntüleri gösteriyordur. Bu ve benzeri durumlarla dehb hastalığını karıştırmamak gerekir. Peki çocuğumuzda böyle bir rahatsızlığın olup olmadığını nasıl ayırt edebiliriz sorusunun cevabını ise size sunacağım dehb tanı ölçütlerini referans alarak bulabilirsiniz. Eğer tanı kriterlerine birebir uyduğunu düşündüğünüz bir çocuğunuz varsa en kısa zamanda uzmanına götürerek gerekli tedavilere başlamınızı öneririm.
DSM-IV‘ e göre DEHB’ nun üç alt tipi vardır: Devamını oku
Psikoterapi nedir, ne değildir?

Öncelikle psikoterapi, bir arkadaşla yada akraba ile karşılıklı yapılan çay sohbetiyle karıştırılmamalıdır. Psikoterapide asıl amaç, terapiye gelen kişiyi mutlu etmek, hoş zaman geçirtmek, rahatlatmak değildir. Danışana ne yapıp ne yapmaması gerektiğinin söylendiği, öğütlerin verildiği bir ortam değildir. Psikoterapi ortamında olan danışan ile terapistin güven zemininde etkileşime girdiği, danışanın seanslara getirdiği sorunsallar üzerinde durulup, çözümler üretildiği bir ortaklık gibidir. Pasif olan danışan, aktif olup yol gösteren terapist gibi bir yanlış algıya kapılmamak gerekir. Karşılıklı bir etkileşim ve iş birliği süreci vardır. Devamını oku

