Zemheri

Çocuk yanından kırılmış olanlara!

ZEMHERİ

 

Hani eskiden,

Sana şiirler yazdıran kadınlar severdin,

Bakışlarından güneşi tavlayıp,

Mavi paltolu denizlere hava atardın.

Gülüşlerinden çiçekleri çalıp,

Gizli bahçende saklardın hani.

Devamını oku

Korku iklimi

İnsan ah insan! Madde bedeninde dolaşan kanında derin ilmi göremeyen insan. Uykuda olup da ölünce uyanacağını fark edemeyip her şeyden korkan o insan. Uyan ey gözlerim gafletten uyan diyenleri duyamayan insan. Dünya çamuruna batmış da, an zamandan kopup zamansızlığa yolculuğunu unutan insan!

Psikoloji ilmi ile ilgilenen her bilim insanı şu konuda benimle hem fikir olacaktır ki: en gelişmiş bilinç yapısıyla nesneyi şekillendiren, uzaya uydu gönderen, ilaçlar ile simya edip hastalığa çare arayan, sanat yapan,felsefe yapan bizlerin en temel varoluşsal korkusu ölümün ta kendisidir. Ölüm korkusu, beraberinde hiçlik ve boşluğun zifiri karanlığını beraberinde getirdiği için daha dehşet verici haliyle sürekli bilinçaltımızdan bizi rahatsız eder. Bu rahatsızlık gündelik hayatımızın dünya ile meşgul uyanık bilincine farklı şekillerde kendisini hissettirir. Ölümle dünyadan, sevdiklerinden, malından mülkünden ayrılacağını fark eden insana ayrılık kaygısını yaşatarak, paniğe sürükler. Panik ataklar en ufak çağrışım yapan dış uyaranlarca kolayca tetiklenir. Psikolojik savunma sistemleri bu panik atakları sönümleyecek düzeyde gelişmemiş ise yada kişi ölüme karşı manevi-felsefi-entelektüel bir inanç sistemi geliştirmemiş ise işi gerçekten zordur. Psikolojik olarak hassas, dağılıp savrulmaya elverişli ve psikolojik rahatsızlıkların klinik yönüne kaymaya daha çok elverişlidir. Ölüm rüzgarı estiğinde kökleri derinlere inen çınarlar haliç her küçük dal etrafa savrulacaktır savrulmalıdır da… 

Psikoloji ilmi açısından insanın güdülerini, davranışlarını, düşüncelerini, reflekslerini çözümlemek son derece önemlidir. Özellikle insan davranışları başlangıç noktası ile düşüncelerin açığa çıkması sonucu oluşur. Düşünceler duygulardan etkilenir ve bu üçlü basamak duygu-düşünce-davranış sonsuz bir kısır döngüyle birbirlerini var edecektir. Ölüm düşüncesi yalnız kalma, hiçlikteki boşlukta kaybolma ile açılan duyguları oluşturur. Bu duygular beraberinde kaçınmacı davranışları açığa çıkarır. Mesela, dünya hazzına eğlencesine çok kapılmış birisi çok mutlu gibi gözüküyor gibi olsa da o kaçıyordur, ayakları hariç her uzvu dolu depar koşuyordur da bizler göremiyoruzdur. Dünya makamına kavuşmak için çırpınan o hırslı iş insanlarını, siyasetçileri bir gözlemleyin, gözlerine sinmiş korkuyu ancak daha derine bakarsanız görürsünüz. Ölümle toprağa karışacak bedenin taşıdığı ruhun karargahı benlerinde nasıl bir narsistik egoyu oluşturmuşlar. Tanrı olmaya heves etmiş zavallı yanları o kadar ulu ortadadır ki onların.. Kendi yaratıkları hayal aleminde büyüklenmeci söylemlerine bakmayın, onlar hepimizden çok daha fazla korkarlar her şeyden. Hastalıktan, fakirlikten, beladan çok korkar onlar çok.  Çocuklar mesela; onun bakımını karşılayacak yetişkin ortada olmadığı zaman güven zeminleri sarsılarak ortada kalmaktan korkarlar. Gençler yaşlanmaktan, yaşlananlar amaçsız kalmaktan … Bu liste uzar gider.

Görüldüğü üzere toplumun bütün sosyal katmanlarında , farklı derece ve tarzlarda korku gerçeği ortaya çıkar. Hele ki mesle dünyasal bir menfaati elde etmek yada kaybetmek üzere ise bu korku kat be kat artarak katmerlenir. Bizler dünya seviciliğine çok yatkınızdır. Savaşlar, açlık, kaos, fakirlik, işsizlik,ayrılıklar, kaybedişler,patlayan bombalar, gazetelerdeki boy boy cinayet haberleri terimlerini bir düşünün.  İçinizde bir yerlerde ortaya çıkmış o karın ağrıtan duyguyu yakalayın, ne yapacağını bilemeyen korkmuş, sinmiş o çocuksu ürkeklik ne kadar kaçınılası bir gerçeklik değil mi. Aciz olmak, hiç olmak, bilinmezliğin karanlığı ne kar ürkütücü değil mi… işte o ürkünç olandan kaçmak için insan her şeyi yapar. Güçlü olan iktidar, erk sahibine sıkı sıkı yapışır onu korusun diye. Güçlü olan dünya figürüne kurtarıcı rolü verip onu kutsar, hatta Allaha şirk koşma pahasına olsa dahi o duygulardan kaçabilecek dünyasal güç sahibine tapar bile. İşte bu nokta insanın en aciz noktasıdır. Korku!

Tarih sahnelerini açıp bakanlar iyi bilirler. İstisnasız her despot lider yada sosyal alt guruplardaki mafyatik Vandal liderler korku imparatorluğu üzerinden güç devşirirler. Muhakkak bir kaosa ihtiyaç duyarlar. Düşman yoksa dahi düşman yaratırlar. İnsanlar korktuğunda koruyucu, himaye edici bir güce meyil edeceği için o noktada kendilerine insanları çekip çoğullaşırlar. Baştaki narsist liderin tanrıyı oynar hezeyanlarına kurban giden korkmuşlar gurubu artık her yöne çevrilmeye hazırıdırlar. Kolay inanırlar, uyanık bilinçlerini askıya alarak çevredeki olumsuzluklardan daha az etkilenmek için zekalarını askıya alırlar, bilinçli körlük hali en büyük psikolojik savunmaları haline gelir. Uyur gezer sersemliği ile yarı uykuda hayat yaşarlar. Özgür irade olarak tanımladıkları tek şey biyolojik varoluşu koruyan yeme-içme faaliyetleridir. İnsanlık onuru, hak için halktan vazgeçme olgunluğu, haksızlık ve zulüm karşısında susan dilsiz şeytanlar olup tek uyanık kalmış liderin etrafında kukla olurlar. Öldür dese öldürür, öl dese ölür şovanistleri onlardır hep.  

Korkunun gücünü fark eden dünyayı yönetir. İlahi olandan gelen cesareti fark edenler ahiretindeki mekanını yönetir. Uyan ey gözlerim gafletten uyan! Uyan uykusu çok gözlerim uyan.  Uyan ki halktan vaz geçip hakka dönenlerin meclisine yakın durasın….

 

Uzman klinik Psikolog-Toplum Bilimci

Osman İLHAN 

Uyuşturucu Bataklığı

Uyuşturucu Bataklığı
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır hükmü gereğince bu zamana kadar doğru olduğunu düşündüğüm konularda konuşmaya çalıştım. Özellikle uyuşturucu ve maddenin kötüye kullanımına yönelik bir ruh sağlığı uzmanı olarak hem danışanlarıma, hem de toplumun her kesimine dikkatli olmaları yönünde bilgilendirmeler yaptım. Maalesef eksik kaldık, yetemedik, yetemiyoruz. Devamını oku

İNTİHAR HAKKINDA

Son zamanlarda ne yazık ki ülkemizde intihar oranlarındaki artışa tanıklık etmekteyiz. Sahada çalışan meslektaşlarımızın vaka  raporları ve kısmen de medya aracılığı ile alınan verilerle ülkemizdeki intihar oranlarının son iki yılda inanılmaz derecede arttığını görmekteyiz. Pandemi süreci ve sosyal sorunların başında gelen ekonomik buhrana bağlı ortaya çıkan bu klinik tabloya yönelik acilen devletsel politika geliştirilmek zorundadır. Umutsuzluğun, gelecek kaygısının olduğu yerde yaşama sevincini besleyecek toplumsal çalışmalara acilen yönelmek gerekmektedir. İntihar vakalarının sayısın ki duyuma dayalı olarak bir rakam vermiş olsam bile dehşete düşmenize yetecektir. Gerçekçi saha çalışmaları ile tam rakamlar ortaya maalesef şuan koyulamamaktadır. Deve kuşu misali kafamızı toprağa gömerek sorun çözmeye çalışmak insanlığın yaşadığı acılara kayıtsız kalmak bizlere asla yakışmaz. Çevremizde komşumuz da, ailemizde dayanışmayı, yardımlaşmayı eskisinden on kat daha fazla arttırmamız gerekiyor. Bu zor zamanlarda toplumsal kenetlenmemizi ve insani ortak noktalarda buluşup farklılıklarımızı görmezden gelmemizin tam zamanı. O zaman tam da bu zamandır. Devamını oku

Pandemi Psikolojisi

Pandemi, savaş, dünyasal buhranlar gibi dönemler bütün insanları psikolojik, fizyolojik, sosyolojik olarak etkileyen zor sınavlardır. Bu dönemlerde soğukkanlılığını koruyup kendisi ve yaşadığı toplumu için sağduyulu davranışlar sergileyen kişiler kendisini geliştirmiş vicdanlı olgun bireylerdir. Her şeyin yolunda olduğu zamanlarda ortaya yapıcı davranışlar koymak ve sükûneti korumak kolaydır.  Ancak stres, kaygı, anksiyetenin ortaya çıktığı ölüm gerçekliğinin kendisini en somut şekilde ortaya koyduğu dönemlerde, bilinçaltının ve kişilik bozukluklarının ana kaynağında saklı dürtüsel davranışların ortaya çıktığını gözlemliyoruz. Bu zamanlarda devletin kolluk güçlerine ve devletin kurumlarına bu sebeplerle daha fazla ihtiyaç duymamız doğaldır. Devamını oku

Yetişkin Ergenler

Uzun zamandır bu konuda yazma gereği duyuyordum. Kitabımda ve makalelerimde bu konu üzerinde üstü kapalı durmuşluğum çoktur ancak sadece bu konu ile ilgili makale yazmak, karşıma çıkan insanlardan elde ettiğim gözlemler neticesinde toplumumuzda fazlaca gördüğümden gereklilik oluşturdu. Devamını oku

Aşkın Psikolojisini Soruyorlar Anlatayım

İzlediği pembe dizilerin entrikalarını aşk sanan, sarhoş olup şiire düşüren sevgilisini özleyen, şehvetle tenin sıcaklığına  tutsak kalan, kasıklarına sığdırdığı hayvani şehvetin hazzını aşk, muhattabını yar sanan, ilgi ve alaka bağımlılarının kaynağı olan, arabesk ruhların dünya somutluğunda derbeder olduran, güzele meyil edip çirkini hor gören, sosyal medyanın yozlaşmasında teşhirci olup beden sergileyenler bana aşkın psikolojisini soruyorlar. Leyla ile mecnun birbirine aşık çöllere düşmüşler de seneler sonra karşılaştıklarında birbirlerinin etten suretlerine bakıp aşık olduğum bu değil, biz aşka aşığız diyip yollarına devam edip birbirlerine kavuşmamak üzere çöle geri dönmüşler. Acı çekmişler, olgunlaşmak için . Susuz kalmışlar gerçek suya ulaşmak için. Tende görünenden öteyi istemişler de akıllarını başlarından atmışlar. Halleri ibadet ibadetleri hal olmuşta aşıkların ateşinde dirhem dirhem yanıp ta ah etmemişler. Devamını oku

PSİKOLOJİK İYİ OLUŞ İÇİN TAVSİYELER

Ruh sağlığı alanında psikoterapi ve klinik anlamda psikofarmakoloji( psikiyatrik ilaçlar)uygulaması kadar önemli diğer konu; koruyucu ruh sağlığı alanıdır. Bu alan, genetik ve/veya çevresel etkilerle ortaya çıkan psikolojik sorunların önlenmesinde, açığa çıktıysa çözülmesinde ve bireyin kendi öz tedavisinde önemli bir yer kaplamaktadır. Devamını oku