HAKKIMIZDA

bi-nefesBi Nefes Psikolojik Danışmanlık Merkezi olarak ismini belirlememiz; insanların dünya yaşamı içerisinde zaman zaman yaşadıkları psikolojik problemleri ,  nefessiz kalıyorum şeklinde tanımladıklarını görmemiz üzerine şekillendi.  Bi Nefes kelime anlamı olarak nefessiz kalmak demektir. Amacımız,  dünya yaşamı içerisinde, hayatın zorlukları karşısında Bi Nefes kalanlara nefes olabilmek üzere bu yola çıktık.

‘’Her Değişim TEK BİR adımla başlar’’  sloganı ile çalışmalarımıza başlıyoruz ve her insanın biricik olduğuna inanarak, insana yönelik genellemelerin şekillendirmediği psikoterapi programımızı uyguluyoruz.

Merkezimizde,  yetişkin psikoterapisti ve çocuk-ergen psikoterapistinden oluşan butik bir uzman kadrosuyla, daha az insana daha  fazla hizmeti vermeyi amaçlıyoruz.

Butik çalışma şeklimiz ile, kurumumuza başvuran danışanlarımıza daha kaliteli hizmet vermeyi hedef edindik. Yaptığımız işin ticaret olmadığını, insana hizmet etme kutsallığını taşıdığını bilerek hareket ediyoruz.

Her insan bu dünya yaşamına, kendisini değiştirip yenileyebilme yeteneği ile doğar. Her türlü duruma adaptasyon geliştirebilme potansiyeline sahiptir insan.  Bu nedenle; İnsan yedisinde neyse yetmişinde de o olmak zorunda değildir. ‘’ İki günü birbirine eşit olan zarardadır’’ cümlesinin de ifade ettiği üzere, insan nasıl bir yaşam sürmüş olursa olsun, yeni bir başlangıcı yapabilecek , kendisini değiştirebilecek yeteneklere sahiptir. Yaşadığı psikolojik problemler ile baş edebilmek, değişebilmek, yenilenebilmek için kendi ruhsal dinamiklerinde barındırdığı meziyetleri, kişiye fark ettirerek ve bu meziyetleri araç olarak kullanarak psikoterapi çalışmaları yürütüyoruz. Kişilerin yaşamış olduğu psikolojik problemleri , tek başına klinik bir tabloyla hastalık olarak nitelendirmeyip, hayat yolculuğunda karşımıza çıkan engebeler olarak düşünerek, insanın gelişmesine ve değişmesine hizmet ettiklerini düşünüyoruz. Her türlü adımımızı insanın kutsallığını merkeze alarak atıyoruz.

Psikoterapiyi yöneten uzman terapisti aynaya benzetebiliriz. Ayna camdan farklı olarak arkası sırlı bir camdır. Aynaya bakan kişi, bu sır sayesinde kendi yansımasını net bir şekilde görebilir. Terapistin, çalıştığı danışanına ayna olabilmesi için,  danışanın terapistine baktığında kendi yansımasını net görebilmesi için, terapistin sırlanmasını tamamlamış olması gerekir.

Terapistin sırlanması, almış olduğu akademik eğitimlerin yanında, kendisi gibi başka bir uzmandan bireysel terapi, grup terapisi ve ekol eğitimi alması sayesinde olur. Terapist kendi ruhsal süreçlerinde insani gelişim basamaklarında yol almış olmalı ki, danışanına kendi karmaşalarını yansıtmadan, sırlı ve şeffaf bir şekilde ona ayna olabilsin. Bu aynaya bakan danışanın kendisini bu şekilde net görebilir diye düşünüyoruz ve bu nedenle psikoterapistin bireysel ve grup terapilerden geçerek danışanın karşısına çıkması gerektiğini ısrarla belirtiyoruz. Kendi rehberi olmayan bir terapistin, başka bir insanın rehberi olamayacağını düşünüyoruz.

Bi Nefes Psikolojik Danışmanlık Merkezinde çalışan uzmanlar olarak, danışanlarımız ile yürüttüğümüz psikoterapi çalışmalarımızı şekillendirirken, modern psikolojisinin akademik verilerini göz önüne alıyoruz. Ancak içinde yaşadığımız toplumumuzun psikososyal, sosyolojik, geleneksel özelliklerini göz ardı edilerek oluşturulan tedavi yaklaşımlarının yetersiz kalacağını düşünüyoruz. Toplumumuzun kültürel  özellikleri ile entegre olmuş psikoterapi uygulamalarının daha etkili olacağını biliyor ve bu şekilde uzmanlık yaklaşımı geliştiriyoruz.

Sayın Psikiyatrist Dr. Mustafa MERTER hocamızın, Transpersonal Psychology ekolü altında yer alan, Nefs Psikolojisi alanındaki çalışmalarını, kendisinden almış olduğumuz bireysel ve grup terapisi ile vaka sunumu-takibi çalışmaları sonucunda elde ettiğimiz kazanımlar ışığında uzmanlığımızı geliştirmiş bulunuyoruz. Seneler içinde alınan eğitimlerin ve çalışmaların yardımıyla oluşturduğumuz uzmanlığımız ile Bi Nefes Psikolojik Danışmanlık  Merkezinde hizmetlerimizi sürdürüyoruz .

Her birey tek başına özeldir, onun bu biricikliği sebebi ile, yaşamış olduğu bütün psikolojik problemler, o kişinin yaşam serüveni ve kişisel gelişimi için bir amaca hizmet etmektedir. Yılanın kabuk değiştirirken yaşadığı acı ve zahmet yenilenmesi için gereklidir, eğer bu acıdan ve zahmetten kaçmayı seçer ise ölmek zorunda kalacaktır. Tüm bu süreçler insanın olgunlaşması için gereklidir. Hayat okulunun, insanın olgunlaşması için verdiği dersler  her zaman kolay olmayacaktır kuşkusuz. Bu zor dersler karşında okuldan kaçan öğrenci gibi pes etmenin eşiğine geliriz kimi zaman. Bunların ruhumuzda oluşturduğu etkiler psikolojik problemler olarak karşımıza çıkar. Bu problemlerin çözüm yolları yine o problemlerin içinde saklıdır ve kaçmayı seçmeyip yüzleşebilenler bu çözüm yollarını keşif edebilecektir.

Psikoterapi çalışmalarımızın da temelini oluşturan, ‘’Hamdım, piştim, yandım’’ sözü ile de açıklandığı üzere, her değişim sancılı olur, belli bir süreci gerektirir, ortaya irade koyulması gerekir, sabır-sebat-azim gerekir. Yaradılışımız itibari ile varlığımızda bulunan ve dünyasallık çamuruyla üzeri örtülü kalan o kamil insanın sesi içimizde duyulmaya başladığında, ruhumuza cennet bahçelerinden gelen o ışık daim olacaktır, ebedi huzurun kokusunu aldığında bir kere bilinç dengelenecektir, yaraları sarılacaktır, sakinleşecektir, ölüm korkusu bitecektir, tam olacaktır artık, tek ve bütün olanı görüp ona teslim olduğunda, dünyasallık çamurundan temizlenecektir. Bu durumu gerçekleştirebilmesi için de, psikoterapist rehber eşliğinde aklının ve ruhunun labirentlerinde kontrollü bir yolculuğa çıkması gerekir, bu sürecin sonucunda farkettikleri ve keşif ettikleri sayesinde kendisini tanıyacaktır. Bu süreç ile rüzgarda savrulan bir yaprak değil, o yaprağın koptuğu kökleri derinlere inen bir ağaç olarak, tüm insani potansiyellerini açığa çıkarabildiği doyumlu bir hayatın kapılarını aralayacaktır. Eksiklik ve ölüm düşüncesi yerini var olmanın, gerçek anlamda nefes alarak yaşamanın  yarattığı hürriyet duygusu alacaktır.

Elbette ki bu değişim süreci kendi içinde zorlukları barındırır, belki insanın korkmasına sebep olabilir, bu bir yolculuktur, hepimiz bu yolda yolcuyuz, kimimiz bu süreci daha kolay yaşıyor, kimimiz düşe kalka dizlerimiz yara bere içinde kalarak. Bizim sesimizin ulaşması gereken asıl kişiler, o yara bere içinde kan revan içinde kalmış olanlarımız. Bu yolculuğu kolaylaştırmak mümkün, çünkü bu süreci zorlaştıran bizden başkası değil. Şems-i Tebrizi’ nin dediği üzere; ‘’ Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmayacağını?’’.

Aklın ve mantığın sesi kısılıp, kalp konuşmaya başladığında değişim başlamış demektir. Tek başına akıl kaygı ve korku üretir. Aklında yardımıyla konuşmaya başlarsa kalp, teslimiyet başlar, beraberinde insanın yaşamında  denge oluşur. Bu denge akıl ve kalbin oluşturduğu dengedir ve iyileştirici iç sesler  bu denge kaynağından gelir. Psikoterapi çalışması,  danışan ile işbirliği içerisinde bu dengenin oluşturulmasında, en önemli etkendir.

Şimdi, şu anda , seni rahatsız eden her ne varsa, ondan kurtulmak için bir adım at. Unutma , her değişim ”TEK BİR” adımla başlar.

İnsanın, değer sayıldığı bir yaşam modelinin gerçekleşebilmesi dileği ile.

 

Sevgilerle…

Ofisimizden Kareler

[Best_Wordpress_Gallery id=”1″ gal_title=”Seçin Galeri”]