Psikoterapi Hizmetleri

Psikoterapi psikolojik hastalıklar,psikososyal ve psikosomatik şikayetlerinin üstesinden gelmek yada azaltmak,davranış ve tutum değişiklikleri sağlamak, bireysel farkındalık,gelişim  ve olgunlaşma sağlayabilmek için psikoterapi eğitimi almış psikoterapistlerin farklı psikoterapi yöntemleri kullanarak yapmış oldukları konuşma tedvisidir.

Psikoterapi Nedir?

Başlıca Psikoterapi Ekolleri: Psikanalatik ekol,bilişsel davranışçı ekol,birey odaklı terapi,bütüncül terapi,kişiler arası ve kültürel terapi,nefs psikolojisi terapisi vb. ekollerini sayabiliriz.Bizim uyguladığımız ekol bütün kuramları sentezlediğimiz eklektik yaklaşım içeren, kültürümüze uyumlu nefs psikolojisi ekolüdür.

Öncelikle psikoterapi, bir arkadaşla yada akraba ile karşılıklı yapılan çay sohbetiyle karıştırılmamalıdır. Psikoterapide asıl amaç, terapiye gelen kişiyi mutlu etmek, hoş zaman geçirtmek, rahatlatmak değildir. Danışana ne yapıp ne yapmaması gerektiğinin söylendiği, öğütlerin verildiği bir ortam değildir. Psikoterapi ortamında olan danışan ile terapistin güven zemininde etkileşime girdiği, danışanın seanslara getirdiği sorunsallar üzerinde durulup, çözümler üretildiği bir ortaklık gibidir. Pasif olan danışan, aktif olup yol gösteren terapist gibi bir yanlış algıya kapılmamak gerekir. Karşılıklı bir etkileşim ve iş birliği süreci vardır.

Psikoterapi uygulayıcısı kişi bu alanda eğitim almış, bir uzman psikolog yada psikiyatrist olabilir. Psikoterapide “belirli bir teori ya da paradigmaya dayanan, planlanmış bir tedavi yaklaşımı” vardır ve psikoterapist bu yaklaşımın eğitimini almış bir uzmandır. Bu özelliğiyle psikoterapi; diğer “danışmanlık, destek, koçluk, kişisel gelişim vb.” süreçlerden ayrılır.

Psikoterapi bireysel, grup, aile gibi çeşitli alanlarda farklı yöntemlerle kullanılır. Daha çok karşılıklı iletişimi araç olarak seçen uzman, zaman zaman farklı araç ve tekniklerle çalışma yürütebilir. Örneğin çocuklarda daha çok resim yoluyla sorunlar hakkında bilgi edinilip gerekli çalışmalar ve aile bilgilendirilmesi yapılabilinir. Daha çok klinik vakalarda yada psiko sosyal zeminli psikolojik sorunlarda çeşitli test yöntemleri ile problem noktaları açığa çıkartılır. Başka bir örnekte, madde bağımlılığı yaşayan bireylerle yapılan çalışmalar bireysel terapi odaklı ilerleyebileceği gibi, aynı sorundan tedavi edilen diğer bireylerinde katılımıyla oluşan grup terapisi çalışmaları yapılabilinir. Bu grup çalışmalarında temel amaç destek grupları olup, aynı sorunları yaşayan bireylerin etkileşime geçip çözüm üretme ve kendi sorunlarını karşılıklı anlayabilmek açısından büyük önem taşır.
Yine aynı şekilde evli çiftlerin yaşadığı problemlerin ön planda olduğu çift terapisi uygulanmaktadır. Çocukluk, ergenlik, gençlik dönemlerinde yaşanan psikolojik sorunlara yönelik çalışmalar yine psikoterapi ortamında bu alanda uzmanlaşmış profosyoneller tarafından icra edilir. Cinsel problemlere yönelik cinsel terapi gibi uygulamalar ile psikoterapi çalışmaları alanlara ayrılmakta ve uzmanlık alanları uygulayıcılık açısından değişmektedir.
Bireysel terapiler:

Psikiyatrik tanıya bağlı tanımlanmış psikolojik rahatsızlıklara,kişisel gelişime ,psiko- eğitime,psikolojik danışmanlığa ,herhangi bir konuda uzman fikrine danışmaya, öğrenci ve kariyer danışmanlığına ve diğer konulara  yönelik  organize edilmiş çalışmaların, sadece danışan ve uzmanın karşılklı terapi odasında yaptıkları görüşmedir.

Evlilik-Çift ve aile terapisi

Çift terapisi;

Birbiriyle çatışmada olan iki insanın etkileşimini değiştirmek için düzenlenmiş bir psikoterapi biçimidir.Uygulamada daha çok evlilik terapisi olarak karşımıza çıkan çift terapisi; birbiriyle çatışmada olan iki insanın etkileşimini değiştirmek için düzenlenmiş bir psikoterapi biçimidir.. Bireysel terapi evlilikle ilgili güçlükleri çözemediğinde, eşlerden birindeki ya da her ikisindeki sıkıntının başlangıcının açıkça evlilikle ilgili olaylarla bağlantısı olduğunda ve çatışmadaki bir çift evlilik terapisi istediğinde eş terapisi düşünülür.

Aile terapisi;

Aile terapisi, bireysel terapi görenlerin iyileşmelerinde, aile yapısının öneminin farkedilmesiyle ortaya çıkan psikoterapi şeklidir. Terapi metodları arasında yeniden önem kazanmakta olan aile terapisi değişik yaklaşım modellerini içermektedir. Diğer terapi metodlarından farklı olarak aile terapisi bireyin değil, ailenin yeniden organize edilmesini amaçlar. Aile terapisi  sorunlu aile  dinamikleri içinde oluşan bireysel psikolojik sorunların çözümünde çalışılması gereken bir alandır.Özellikle çocuk ve ergen psikolojik sorunlarında ve diğer psikiyatrik sorunlarda aile içi dinamiklerin kliniksel olarak etkisi çok önemli boyutta olduğu için aile terapisi çalışması gerekmektedir.

Cinsel terapiler

İnsan davranışı ve cinselliği bedensel, psikolojik, sosyal koşullardan etkilenir. Cinsellik sadece cinsel organlarla sınırlı değildir. Cinsellikle ilgili duygular, düşünceler ve yerleşmiş inançlar vardır. Yerleşmiş inançların çoğu zaman hatalı olabildiği bilinmektedir. Cinsel sorunların ve bozuklukların ortaya çıkışında kişinin bedensel ve psikolojik özellikleri ya da ikili ilişkilerin etkileşimleri etkili olabilir. Doğal olarak cinsel sorunların tedavisi de, oluşumunda rol oynayan etkenlere göre değişebilir. Kişi ile görüşülerek sorunu ortaya çıkaran, yerleşmesine neden olan etkenler birlikte incelenir.  Sorunun tedavisinde etkili olacak ilaç veya psikoterapiler seçilir. Tıbbi boyutta bir sorun varsa kadın doğum uzmanı ve ilgili alanlardaki hekim yaklaşımları gerekmektedir, bununla birlikte psikoterapi seanları tedaviye eklenebilir.

Cinsel sorunları olanlarda uygulanan ve etkili olduğu bilinen cinsel tedaviler aslında özel bir öğrenme biçimidir. Bu öğrenme sürecinde kişiye temel olarak şunlar öğretilir: Genel olarak psikoterapilerde ve özellikle de cinsel tedavilerde kişiye mahrem ve güvenli bir öğrenme ortamı oluşturulur.  Bu ortamda kişi kendi denetimi altında kendisini, kimliğini, bedenini,  ilişkisini keşfetmeye cesaretlendirilir.  Bu keşif ve öğrenim kişinin özelliklerine göre değişen bir süratte ve derece derece olur. Bu nedenle cinsel sorunun ilaçla tedavisi yapılırken de hasta ile hekim arasındaki ilişkinin önemi vardır ve bazen psikoterapi veya cinsel terapinin bir parçası olarak uygulanır. Zira cinsellik salt bedensel bir sorun değildir.

Insanların  yaşadığı genel cinsel sorunlar, cinsel işlev bozukluğu, cinsel kimlik bozukluğu, vajinusmus, erken boşalma, cinsel soğukluk-isteksizlik, partnere uyumsuzluk gösterme gibi sorunları sayabiliriz.

Çocuk ve Ergen Terapisi

Hayat yolculuğunda insanın yaşamı mevsimlere benzer. İnsan ruhu yapısında dört mevsimin özelliklerini barındırır. Kimi zaman güneşlidir, kimi zaman yağmurlu, bazen bir gün içinde bu iki durumu aynı anda yaşayabileceği bahar geçişlerini yaşar. Yetişkinlik çağı, ruhumuzdaki bu değişkenleri, geçişleri fark ettiğimiz ve buna göre mevsimsel önlemler alabildiğimiz, yetişkinlik meziyetlerinin olduğu bir dönemdir. Ruhumuza daha kış gelmeden, yakacak odunlarımızı, erzağımızı almayı öncesinde akıl edebiliriz. Her türlü sert hava şartlarına rağmen aldığımız önlemler sayesinde daha rahat bir mevsim geçişi yaşarız.

Ancak çocukluk ve ergenlik dönemi psikolojik dinamiklerinde, yetişkinlik dönemindeki mevsim değişiklikleri gibi dengeli olamamakta. Özellikle çocukluk döneminde çocuk ruhunun daha gelişmemesi sebebi ile, o ruh coğrafyasında tek mevsim yaşanır. Sağlıklı okul, aile ve sosyal ortam içinde büyüyen çocukların ruhu bol güneşli baharı ve yazı yaşarken, tam tersi şartlar içinde olan bir çocuk ruhu için sonbahar ve kış mevsimleri hakim olur. Ergenlik dönemi ise başlı başına karmaşanın olduğu bir gelişim sürecidir. Bir gün içinde dört mevsimi yaşayabileceği gibi, bazen aylarca tek bir mevsimin hakim olduğu bir ruhsal coğrafyaları vardır ergenlerin. Bu dönemde ergenin hayatında doğru yönlendirme, destek ve aile yapısı var ise bu geçişler daha az sancılı geçebilir. Onun ruhunda fırtınalar,sağanak yağışlar olacaktır, ancak kasırgaların, hortumların, heyelanların olmasını engellemek bahsetmiş olduğumuz destekçi sosyal şartlar ile mümkündür. Bu süreci aşağıda daha detaylı bir şekilde anlatacağım.

Çocukluk dönemi, insan için dışa en bağımlı olduğu hayat dönemidir.Çocuk bu dönemde varlığını devam ettirebilmek adına ve ihtiyaçlarının karşılanması için ailesine çok fazla ihtiyaç duyar.Çevreyi organize edebilme,sorunlarla baş edebilme, yeni çözüm yolları üretebilme gibi alanlarda gelişimsel olarak olgunlaşmadığı için pasif ve edilgen olarak çevredeki olaylardan direk olarak etkilenir.

Çocuk, aile içi olumsuz dinamikleri zihinsel süreçlerinde çözemediği için doğrudan psikolojik problemler olarak onun davranış boyutuna yansır. bu noktada çocuk psikolojisini değerlendirirken ve dinamiklerini değiştirirken, çocuğun içinde yaşadığı sosyal çevrenin etkilerini düzenlemek gerekir. Aile, okul, mahalle gibi sosyal çevre doğrudan çocuk psikolojisini etkileyen yapılardır. Çocuk psikolojik bir problem yaşıyorsa, bu problemin kaynağını ve ip uçlarını bu sosyal çevre şartları içinde yakalamak önemlidir.Olumsuz çevre şartları çocuk psikolojisinde ‘’tırnak yeme,alt ıslatma,çalma ve yalan söyleme davranışı,ağlama krizleri,aşırı hareketlilik,söz dinlememe,huysuzluk’’ ve bir çok şekilde kendisini gösterir.Yanlış anne-baba tutumları travmatize edici çevresel şartlar,ihmal ve istismar,taciz,bakımın eksik bırakılması, olumsuz ekonomik ve sosyal şartlar gibi sebepler çocukluk dönemi psikolojik sorunlarının ana sebepleridir.

Bu sorunların tespitinde çocukla yapılan resim çalışmaları ,oyun sırasında gözlem çalışmaları , çocuğa yönelik psikolojik testler,uzman gözlemi ve aile öyküsü alınması en etkili yöntemlerdir.Bu sorunlara yönelik çözüm üretmek için çocuk psikoterapi seansları , anne baba eğitimi ve kurumlar arası diyalog ,resim ve oyun aracılığı ile çocuğun rehabilite edilmesi, çocuk ile yapılan psikoterapi çalışmaları, uzman yönlendirmesi önemlidir.

Ergenlik dönemi dünya sağlık örgütü kriterlerine göre on bir (11) yaşta başlayıp çocuğun aileden bağımsız bir ev hayatına ve iş hayatına başladığı süreye kadardır.Bu süre yaklaşık on bir-yirmi dört(11-24) yaşları arasına denk gelir. Ülkemizde son zamanlarda bu kriterlere göre ergenliğin son bulma sürecinin uzadığı gözlemlenmiştir.

Ergenlik hayatın en çalkantılı dönemidir,puberte – bulue çağı olarak adlandırılan bu dönemde, çocuk biyolojik ve psikolojik başkalaşma evresine girmiştir.Çocukluktan çıkıp yetişkinlik çağına girildiği bu geçiş evresi bir çok psikolojik problemin ortaya çıkabilmesine sebep olacak kaotik bir dönemdir.Ebeveynler çocuklarının yaşadığı bu sorunlarla baş etme noktasında çok büyük sıkıntılar yaşayabilmektedir,kendi ergenlik dönemlerinde ve çevresinde gözlemlediği ergenlik dönemi özellikleri ile çocuklarının ergenlik dönemlerini kıyasladıkları için sorunla dahada karmaşık hale gelmektedir. Ortaya çıkan nesiller arası değerler çatışması bu anlaşılmazlığı daha da derinleştirmektedir.Anlaşılmadığını düşünen ergenler ailesinden daha fazla uzaklaşarak sokaktaki kendisinin anlaşıldığını düşündüğü arkadaş ortamlarına daha fazla zaman ayırmayı seçerler.Bu durum da onları dış tehlikelere karşı daha açık hale getirir.Bu tehlikeler yanlış sosyal grup seçimine bağlı olarak ‘’madde kullanımı,çete faaliyetleri,kişilik bozuklukları ve davranım bozuklukları,derin psikolojik problemler’’ide beraberinde getirmektedir.Özellikle ergenlik döneminde ailenin ne yapacağını bilememesinden kaynaklı geri durmaları çocuğu bu tehlikelerle baş başa bırakır.
Erkek çocuğu için baba,kız çocuğu için anne etkili bir rol model değil ise çocuk bu zorlu dönemdeki sorunlarına destekçi rol modelini aile dışı kişilerde arayacaktır.Bu nedenle ailenin bu süreç hakkında eğitilmesi , bilinçlendirilmesi çocuklarının yanında durabilmeleri açısından çok fazla öneme sahiptir.Bu süreci bir uzmandan destek alarak geçirmeleri sağlıklı olacaktır.

Ergenlik ve Çocukluk Döneminde görülen Psikolojik Problemler:

Çocuklarda görülen psikolojik problemler daha çok davranış boyutuna yansıyan kısımları ile kendisi belli ederler. Bu davranım bozuklukları yanında yaygın gelişimsel bozukluklar olan a-tipik otizm, otizm, red sendromu, asperger sendromu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi durumlar genetik kökeni olan kalıtsal problemlerdir, bu çocuklar özel eğitime tabi tutulması gereken ve ailesinin bu konuda eğitilmesi gereken ayrı bir grup içinde değerlendirilir. Bu sorunların yanında,özel öğrenme güçlükleri yaşayan diğer bir çocuk grubu vardır, bu gruptaki çocukların yaşadığı problemler; disleksi (okuma güçlüğü), disgrafi(yazı yazma bozukluğu), diskalkuli(matematiksel öğrenme güçlüğü).

Çocuğun gündelik yaşamı, aile yapısı ve iç dünyasının etkileri ile ortaya çıkan psikolojik problemlere bağlı geliştirdiği davranım bozuklukları şunlardır; yalan söyleme, alt ıslatma, tırnak yeme, aşırı öfke patlamaları, huysuzluk, söz dinlememe, uyku problemleri, ağlama krizleri, yemek yeme sorunları, dışkı tutma, anne babadan ayrılamama, kardeş kıskançlığı gibi problemleri sayabiliriz. Çocuğunuzda bu ve benzeri sorunları gözlemliyorsanız eğer bir uzmana başvurmanız gerekmektedir.

Ergenlik döneminde ortaya çıkan veya kendisini belli etmeye başlayan bazı kişilik bozukluğu örüntülerinin bu dönemde keşif edilip, tedavi edilmeye başlanması halinde, bu sorunların yetişkinlik dönemi kişilik örüntüleri halinde yerleşmesini önlemek açısından kritik bir yaş evresidir. Bu dönemin sorunlarını bir uzman danışmanlığında atlatan kişiler, yetişkinlik dönemi kişilik yapılanmasında, daha dengeli ve topluma uyumlu kişilik örüntüleri geliştirmektedirler.

Ergenlik döneminde görülen başlıca psikolojik problemleri şu şekilde sayabiliriz;

*İntihar en önemli risk faktörüdür.
*Maddenin kötüye kullanımı.
*Kişilik bozuklukları ( Erken müdahale halinde, yetişkinlik dönemine etkisi azaltılabilinir)
*Asosyal yapı, Antisosyal yapı ve sosyal geri çekilme problemleri.
*Uygunsuz arkadaşlıklar (Çeteye yönelme)
*Otoriteye karşı itaat problemleri
*Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite,
*Davranım Bozukluğu,
*Sınav Kaygısı, okul fobisi, ayrılma anksiyetesi
*Korkular, Öfke, Depresyon,
*Tikler ve Takıntılar,
*Kardeş Kıskançlığı, Ailede Boşanma ve Kayıp,
*Herhangi bir kayba bağlı yas süreci gibi zorlu yaşam evreleri,
*Aile içi iletişim sorunları vb. çocukluk ve ergenlik döneminde en sık karşılaşılan problem durumları arasındadır.

Grup Terapileri

Grup terapisi, bireysel terapinin grupla yapılan halidir. Grup terapisinde danışanlar kendilerininkine benzer sıkıntıları olan diğer danışanlarla beraber, eğitim almış lider bir psikoterapist eşliğinde belirli bir amaca yönelik olarak çalışırlarBu süreç aynı sorunları yaşayan insanların aynı konulardan ne şekilde etkilendiklerini,farklı baş etme yöntemlerini ,farklı bakış açılarını gözlemleyerek birbirlerine ayna olup farkındalıklarını geliştirirler.

Grup terapisi,eğitim almış lider bir psikoterapist yönetiminde,belirli sayıda katılımcı ile yapılır.Gruplar genel olarak altı – on (6-10) kişi arasında olur ve bazen bir tema altında grup kurulurken, (kilo verme,sosyal fobi,bağımlılık,sınav kaygısı,vb.)bazen kişisel gelişim baznde sadece düşünce içeriği değişiklikleri gibi daha genel bir amaçla grup kurulabilir.

Grup terapileri grubun kuruluş şekline ve amaçlarına göre çocuklar,ergenler ve yetişkinler için kullanılmaktadır.Terapi genellikle haftada bir gün aynı saatte ve aynı yerde aynı kişilerle aynı terapistle uygulanır.Terapistin yanında yardımcı koterapist bir uzman yer alabilir.

Online Terapi

Online Terapi hizmetleri, uzman ve danışanın bilgisayar kamerası üzerinden yürüttükleri, psikolojik danışmanlık çalışmasıdır. Terapi ortamında danışan ve terapistin yürüttükleri standart psikoterapi yönteminden farklı olup, danışanın mesafe yada zamansal açıdan seans ortamına katılımının zor olduğu şartlarda, acil durumlarda, tercihe bağlı olarak uygulanan psikolojik danışmanlık sürecidir.