Özgüven Geliştirmek

Öz güven geliştirmek hayatımızın sağlıklı ve dengeli bir şekilde devam edebilmesi için gerekli gelişim adımlarından bir tanesidir. Özgüven kazanma süreci, hayatın önemli sorunlu yaşantıları ile başa çıkma iradesine sahip ve mutlu olmaya layık bir insan olma deneyimidir. Özgüven insana güç verir, yaşam sevincini geliştirir ve daha fazla gayret göstermeye özendirir. Başarılı yaşantılar için ilhamın asıl kaynağıdır. Kendimizle gurur duymamızı ve gurur kaynaklarımızın geliştirilerek devamlılık göstermesini sağlar. Devamını oku

An Bu Andır

Akıp giden zamanı takvime sığdıranlardan mısınız sizde? Kolunuzda taşıdığınız zaman makinasının insan eli değmiş suniliğini unutup, geçen saatlere, günlere, senelere anlam yükleyenler…Modern çağın, zaman yönetimi için sonsuz akış halinde olan yaşamı planlı dilimlere bölmesine alıştınız mı? Hayallerinizi, umutlarınızı ertelediğiniz günlerin elbet bir gün geleceğini düşündüren nedir size? Dünün, bugünün ve yarının zihninizdeki karşılığı, yaşadıklarınız, yaşıyor olduklarınız ve yaşayacaklarınızın başka bir adı mı? Devamını oku

İlişkilerin Sempatik Katilleri


Yazının başlığını ilk gördüğünüzde eminim ki birçok duyguyu aynı anda yaşadınız. Birbirinden bağımsız üç farklı kelimenin bir araya gelerek oluşturduğu cümlenin genel anlamı, nasıl bir duruma başlık oluşturabilir diye merak ettiniz. Anlatılacak durumun oluşturduğu dramatik yaşantıları var eden kişileri başka türlü tanımlayamadım açıkçası. Onlar bir ilişki yaşanabilecek kadar sempatik dış görünüşlerine rağmen, ilişkinin en güzel gittiği anda çekip gidecek kadar, duygusuz katillere dönüşebiliyorlardı çünkü. En yoğun duyguların ateşini, en saçma bahaneleri bıçak yapıp, kalbinizin tam ortasına saplayarak söndürebilirdi onlar. Her katil kadar esrarengiz ve ürkütücüydüler, bir o kadar da çekiciydiler. Plancı zekalarıyla kurdukları ağa düşen her av onları doyurmaya yetmiyordu, daha fazlasına bağımlıydılar. Devamını oku

Uzman Klinik Psikolog Osman İlhan Hocamızın basım halinde olan kitabı “Uyanış,Umutsun Sen’ in bir bölümü “İnsanın Uyanışı”

Kaleme almış olduğum İNSANIN UYANIŞI isimli çalışmam, basım halinde olan kitabım UMUTSUN SEN’ in bir bölümüdür. Değişmeye başlayan yorgun ruhun ilk iç sorgulamalarını yapmaya başladığı anı anlatır.

İnsanın uyanışı için gerekli olan ikazlarını hayat ortaya koyduğu olay örgüleri üzerinden yapar. Devamını oku

Travmatize Edilmiş Ruhların Psikoterapisi

Travmatik yaşantılar hayatın hangi döneminde olursa olsun benzer psikolojik sonuçlarını yaratırlar. Çocukluk ve ergenlik döneminde maruz kalınan travmaların derin etkiler yaratmasının temel sebebi, çocukluğun ve ergenliğin yetişkinlik döneminden farklı olarak sorun çözme, zorluklara göğüs germek için gerekli olgun kişilik özelliklerine sahip olmadıkları bir dönemde oldukları için kolay yıkımları beraberinde getiriyor. Yıkımlara sebep olan travmaların etkisine bağlı öğrenmeleri hala kayıt halinde aktif tutan ve doğrudan içe alım yapan çocuk ve ergen psikolojisi için zamanla, olumsuz bu etkilerin sonucu oluşan duygulanımlar içselleştirilerek benimseniyor. İçselleştirilen olumsuz duygulanımlar olumsuz yönlerine rağmen, ruhundaki boşluğu doldurmakla meşgul olan özellikle ergenin bilişsel yapılarında, nöral ağlanmalar oluşturarak kişinin davranışlarını, hayata bakış açısını, gelecek algısını, yaşam şeklini belirleyen yol gösterici düşünceler halinde örgütlenerek, onların davranışlarını belirliyor.

Devamını oku

Travmatize Edilmiş Ruhların Psikolojisi

Hızla ilerleyen zamanın önündeki en önemli engellerden bir tanesi de yaşamış olduğumuz travmaların yıkıcı etkileridir. Travmalar insan yaşamının en derinlerinde o kadar derin izler bırakır ki adeta yaşam o anda durur. İnsanın dışında akan zaman takvimlere sığarak bir bir geçse de, ruhun içerlerinde bir yerler de o takvimin yaprakları tek bir güne sabitlenmiş olarak kalır. Travmanın en büyük etkisi işte bu sabitlenerek takılmadır. Kişinin bilinçaltı süreçleri bu travmanın etkisini gizil şekilde devam ettirir. Bilince farklı isimler altında çıksa da acı aynıdır, ortaya çıktığı zaman farklıdır. Psikolojik anlamda tanımlanan travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin, gündelik yaşantıda insana yansıması bu bilimselliğin dışında daha duygusal boyutlarda yaşanırlar. Ayrılık travmalarıyla paramparça bir ruhun, hayatında sürekli travmatik ayrılıkları aynı şekilde yaşıyor olmasını, yine aynı şey başıma geldi sözleriyle duyarsınız. Oysa bilinçaltının derinliklerinde ki alemde zamanı durdurarak insanın içinde varlığını devam ettiren her travma, kendisini hatırlatmak için bilince yani insanın gündelik yaşantılarına standart bir mekanizmayla çıkar. Standart olan mekanizmanın işleyişi kişinin travmalarıyla yüzleşip çözümlemesine kadar sonsuz kere kendini tekrar edebilecek klinik ısrarcılığı vardır. Bu ısrarcılığın temel sebebi, travmaların kendisini hatırlatarak gün yüzüne çıkmak istemesi ve görünür hale gelmek arzusudur. Bir kere görünür olduğunda, fark edilerek çözülmeyi ister.

Devamını oku

Psikolojik Savunma Mekanizmaları

İnsanlar gündelik hayatlarını yaşarken, psikolojik dengelerini koruyabilmek amacı ile çeşitli psikolojik savunma mekanizmaları kullanmaktadır. Bu savunma mekanizmaları hali hazırda kişinin kötü duygu ve düşüncelerden kaçınmasını, gündelik hayatında daha az psikolojik gerilimler yaşamasını sağlıyor olsa da, sorunların asıl kaynağı da olabilmektedir. Ego sorunlarla baş edemediğinde savunma mekanizmalarına başvurur. Savunma mekanizmaları egonun üzerindeki baskı ile başa çıkabilmek için oluşturulmuş düşünce, tutum ve davranışlardır.

Devamını oku

Yalnızlık Üzerine Fikir Uçuşmaları

Fikirlerim yalnızlık için uçuşurken aklıma varoluş ateşinde yanarken yalnız kalmış büyük düşünürlerin sözleri geldi. Yalnızlığı yüceltenlerin yanı sıra bu durumun ortaya çıkardığı sosyal çekilmenin ve sosyal izolasyonun psikolojik rahatsızlıkların temelini oluşturduğunu söyleyenlerde çıktılar. Şu da bir gerçek ki en yaratıcı sanatçılar, hatta başarılı bütün insanlar iç sesleri ile baş başa kaldıkları anlarda daha üretici olduklarını söylüyorlar. İç sesimizin beslendiği kaynaklar, gündelik yaşantılarımız ile meşgul uyanık belleğimizin oyalamaları dışında, bilinçaltımız oluyor. Bilinçaltımız kendi kaynaklarını bilince yani sesini duyduğumuz o iç sesimize çıkarırken daha çok hayal kurma, fantezi kurma, imaje etme, romantizm-entellektüalizm gibi araçları kullanıyor. Bu nedenle hayal dünyası gelişmiş insanların, dikkatlerini içe yöneltmişlerse çok verimli sanatsal-fikirsel ürünler ortaya koyabiliyorlar. Bu durum beraberinde sosyal işlevlerimizi olumsuz etkilese de yalnız iken açığa çıkan duyguların tadını hiçbir şey veremiyor.

Devamını oku