Psikoterapide Terapötik İttifak ve İlişkinin Önemi

Psikodinamik yaklaşımlı terapiye ait bir terim olan terapötik ilişki temel anlamıyla; terapiye katılım sağlayan danışan ile terapist arasında kurulan iletişimin adıdr. Sağlıklı kurulan terapötik ilişki iyileştirici rolü ile terapi seansının temel dinamiğini oluşturur. Danışanın yaşamış olduğu sorunları terapistine anlatabilmesi için ilk önce ona güvenmesi gerekir. Bu güven duygusu, alış veriş yapan iki insanın ticaretinde oluşan güven duygusundan çok farklıdır. Daha varoluşsal ve insani bir bağ kurma halidir. Oluşan bu bağ terapide iyileştirici rol oynamaktadır. Danışan ile terapist arasında imzalanan, mütabakata dayalı ve danışanın faydasına yönelik işbirliğinin gösterileceği görünmez bir antlaşma metnidir.

Devamını oku

Çocuk ve Ergenlerde Cinsel Kimlik Sorunlarına Yönelik Ailelere Öneriler

Günümüz şartlarında anne babaların çocukları için yaşadıkları kaygıların başında, çocuklarının cinsel kimlik ile ilgili yaşadıkları sorunlar gelmektedir. Kliniğimizi başvuran anne babaların azımsanmayacak kadarı, çocuklarının yaşamış olduğu cinsel kimlik gelişimi ile ilgili problemlerdir. Bu problemlerin en yaygın olanı, çocukların hem cinslerine karşı geliştirmiş oldukları cinsel eğilim, kendi cinsel kimliklerine ve doğuştan getirdikleri biyolojik kimliklerine yabancılaşma, takıntı cinsel düşünce-mitler, abartılmış masturbasyon gibi konularda aileler bizden yardım istemektedirler. Bu ve benzeri başlıktaki sorunlarla ilgili kliniğimize başvuran insanların sayısının artığını görmem üzerine bu makaleyi yazma gereği duydum.

Devamını oku

Hedonizm (Hazcılık) Laneti

Mutluluk kavramı belki de insanlık tarihi kadar eski bir kavram olsa gerek. Çağlara, tarihsel süreçlere, kültür ve bireye göre değişebilen bir kavram mutluluk muhakkak. Ancak her insanın ortak kaygısıdır mutlu olmak; farklı yöntemlerle bu kaynağa ulaşmaya çalıştı insanoğlu. Kimisi para ve makam hırsıyla bulacağını düşündü, kimisi kişilerde aradı onu. Ona ulaşmak için yapmadığı şeyler kalmadı, para için insan öldüren, entrikaların içine dalan, kumpas kuran, plan yapanlar mı olmadı aslında amaç neydi bunları yaparken; mutlu olacağını gerçekten ZAN nettimi?. Eninde sonunda ona ulaştı da ama hala mutlu değildi, hala bir şeyler eksikti hayatında, bir yerlerde arzuladığı o yüceltilmiş mutluluk şatosunun kapısından girmeyi engelleyen kilitler vardı hala.

Devamını oku

Pasif Agresif Kişilik Bozukluğu

Pasif agresif olan kişiler, işleri ağırdan alan, engelleyeci ve iş yavaşlatıcı davranışlar sergileyen, erteleme alışkanlığı olan, sabote edici davranışlar sergileyen kişilerdir. En basit olaylar karşısında küsüp kendilerini geri çekebilirler. Otorite ile olan ilişkileri dalgalanmalıdır, otoriteyi hem red edilmesi gereken ve özgürlüğü kısıtlayıcı figürler olarak görebilirken aynı zamanda sempatik, cana yakın, babacan kişiler olarak da görürler. Ancak otorite onlardan bir iş istediğinde, boyun eğip işi yapması halinde o otoritenin boyunduruğunu kabul etmiş gibi görüneceklerini düşündüklerinden, işi erteleme ve yavaşlatma şeklinde sabote edici davranışlar geliştirirler. Otoriteyi desteleyen, ve otorite tarafından onaylanan kişilere karşı gizli öfke ve kıskançlık duyguları geliştirerek, o kişilerden nefret ederler ve o kişilerden küserek uzaklaşırlar. Devamını oku

Panik Bozukluğu Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Panik bozukluğundaki en temel ve insanları en çok endişeye iten nokta, tekrarlayıcı panik ataklarıdır. Tek başına bile bir panik atak yaşayan kişide ciddi işlev bozuklukları, mesleki işlevsizlik, sosyal sorunlar başgösterebilir. Bir panik atağı, aniden ortaya çıkan ve genellikle 10 dakika gibi bir sürede en üst noktaya ulaşan ayrı bir yoğun korku veya rahatsızlık hissetme dönemidir. DSM-IV-TR’ye göre bir panik atak durumundan şüphelenmek için, aşağıda sıralanan 13 belirtiden en az 4 yada daha fazlasının görülmesi gerekmektedir. Aşağıda sayılan belirtilerden en az dört tanesinin ortaya çıkması halinde en az 10 dakika boyunca sürüyor olması gerekir, bu şartlardan sonra durumun bir panik atak olduğundan emin olabiliriz.

DSM-IV-TR’ye göre bir panik atak tanısı için gerekli ölçütler şu şekildedir: Devamını oku

Gardner’ın Çoklu Zeka Kuramına Göre Yeni Eğitim Modeli

Günümüzde bir çok eğitim sistemi kurgulanırken göz önüne alınan kriterler ve uygulanış şekilleri bakımından benzerlikler göstermektedir. Uygulama halinde olan bu eğitim sistemlerinin temel gayesi, çocuğa içinde yaşadığı toplumun kültürel ve tarihsel birikimlerini aşılamak ve yetişkin olarak varlık sürdüreceği, doğduğu ülkedeki sosyal gruba uyum göstermesidir.Bu uyumu gerçekleştirmek için, ilk öğrenme ailede başlatılır, konuşma ve dil becerilerinin ilk tohumlarının atıldığı aile ortamı, çocuğun gözlem yoluyla kültürlendiği ilk okuludur. Tüm bu süreçleri şekillendiren, aileler ile iş birliği kuran, sistemini uygulamaya koyan, uygulama alanları olan kurumları inşa eden, ve bu kurumlarda çalışacak personelini üniversitelerinde yetiştiren gücün adına, devlet diyoruz. Bu devlet otoritesinin, haklı olarak en büyük kaygısı, varlığını tanımladığı temel değerler çerçevesinde, kendisini geleceğe taşımak ve etki alanını korumaktır. Bu taşınmanın lokomotifi olan insan kaynağını, sosyalleşme araçlarından bir tanesi olan eğitimhanelerinde şekillendirerek sürece hazırlar. Bu eğitimhanelerde uygulanılan sistemin asıl amacı olan, devletlerin kendi insan kaynağını şekillendirme kaygısının yanında başka noktalarıda göz önünde bulundurması gerekir. Devamını oku

Çocukta Cinsel Kimlik Gelişimi

Her ne kadar kadın yada erkek olmak, doğuştan getirilen biyolojik ve hormonal özelliklerle oluştuğu düşünülse de, çocuk için cinsel kimlik geliştirmek toplumsal bir öğrenmedir, bu ilk öğrenme anne babadan gözlenen veriler ışığında başlar. Bu biyolojik-hormonal özellikler denge ve miktar açısından bu öğrenmelere bağlı olarak salgılanır. Aslında insanlar kadın ve erkek olarak doğmazlar, doğuştan getirdikleri kadınsı ve erkeksi hormonal-biyolojik yatkınlıklarını açığa çıkartacak, baskınlığını belirleyecek cinsel kimlik geliştirmelerini sağlayan, sosyal öğrenmeler aracılığı ile kendisini kadın yada erkek olarak tanımlamayı öğrenirler. Biyolojik olarak kadın yada erkek baskın hormonlarına doğuştan sahip olmak başlı başına yeterli değildir, bu baskın biyolojik özelliklere uyumlu doğru cinsel kimliğin de geliştirilmesi gerekmektedir. Kişinin cinsiyetini belirleyen bu noktada; doğuştan getirdiği biyolojik hazır oluş, doğduktan sonra gözlem yoluyla öğrendiği cinsel kimlik gelişimine bağlı psikolojik hazır ediliş, en son içinde yaşadığı toplumdan cinsiyetlerden beklenenleri uygulamasına bağlı olarak oluşturduğu sosyal hazır oluş. Bu üç nokta arasında, yani; biyolojik-psikolojik- sosyolojik denge oluşmadığı taktirde sağlıklı bir cinsel kimlik gelişiminden bahsedemeyiz.
Çocukluk çağında erkek çocuk baba ile, kız çocuk anne ile özdeşleşerek cinsel kimlik geliştirebilmesinin ilk adımları gelişimsel olarak atar. Süreç içinde normal olarak beklenen, çocuğun hem cinsiyle sağlıklı özdeşim ortamını oluşturabilmesidir. Devamını oku

Çocukluk ve Ergenlik Dönemi Psikolojik Problemleri ve Terapisi

Hayat yolculuğunda insanın yaşamı mevsimlere benzer. İnsan ruhu yapısında dört mevsimin özelliklerini barındırır. Kimi zaman güneşlidir, kimi zaman yağmurlu, bazen bir gün içinde bu iki durumu aynı anda yaşayabileceği bahar geçişlerini yaşar. Yetişkinlik çağı, ruhumuzdaki bu değişkenleri, geçişleri fark ettiğimiz ve buna göre mevsimsel önlemler alabildiğimiz, yetişkinlik meziyetlerinin olduğu bir dönemdir. Ruhumuza daha kış gelmeden, yakacak odunlarımızı, erzağımızı almayı öncesinde akıl edebiliriz. Her türlü sert hava şartlarına rağmen aldığımız önlemler sayesinde daha rahat bir mevsim geçişi yaşarız. Devamını oku

Mesaj göndermek için tıklayınız.
1
Online Terapi Tıklayınız!
Scan the code
Merhaba,
Bize buradan ulaşabilirsiniz