15 Temmuz Terörizminin Toplumsal Psikolojiye Etkisi

O gün Türkiye tarihinin en karanlık, en korkunç günlerinden birisini yaşadık. Yaşanılan tablo o kadar alışılmışın dışında şeylerdi ki, üzerimizde yarattığı şok etkisi hala  devam etmekte. Olayların üzerinden üç ay gibi bir sürenin geçmiş olmasına rağmen, toplum üzerinde yarattığı psikolojik etkiler ilk günkü gibi taze bir şekilde canımızı acıtmakta. Aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihi boyunca bir çok farklı grupların terör saldırılarına maruz kalmıştır. Toplumun bu saldırılar ile öğrendileri, terörizm şekli, belli marjinal grupların ideolojik zeminli eylemleri sonucuyla olan saldıralardı. Toplum olarak bizler terörizm sonucu bir çok acıyı birlikte yaşadık, kayıplarımızın acısını hala yüreğimizde taşıyorken, bu son terrorist saldırı bizler için taşma noktası oldu. Bu terör saldırısını diğer yaşadığımız  saldırılardan ayıran çok önemli bir farkı vardı. Bu saldırıyı yapanlar, bu ülkenin imkanlarıyla okumuş, bu ülkenin olanakları sayesinde kendini geliştirmiş ve örgütlenmiş, kendisini toplumun en hassas duygularına hitap edecek şekilde lanse ederek nüfus bulmuş, tırnak içinde dindar ve insana hizmetiyle ön plana çıktığını idda eden bir yapılanmaydı.

İşte bu durum toplumda en büyük şok etkisini yarattı, nasıl olurdu da, kendisini en masum duygular aracılığıyla  tanıtan böyle bir yapının ülkenin uçaklarıyla, tankıyla, askeriyle, onun için hizmet ettiğini söylediği vatandaşlarına, milli meclise, ülkenin en üst makamı olan cumhurbaşkanına kurşun sıkabilirdi, hemde bu kadar sinsi bir organizasyon şemasıyla. Bu terör eylemi gerçekleştirilirken kullanılan bütün kaynakların, üzerine kurşun yağdırılan insanların vergileriyle alınmış öz kaynaklardı. Kendisini savunması için alınan uçaklarla canına, iradesine kastedilirken o insanlar en büyük şaşkınlığı ve hayal kırıklığını da yaşadı. Tarihinde şahit olduğu alışagelmiş terör gruplarının dışında yeni bir terör yapılanmasını öğrendi. Teröristin hangi sıfatlar adı altında kamufule olabileceğini çok acı bir tecrübeyle gördü.

Bu toplum, ilk yaşadığı şoku zamanında atlatabilmesi sayesinde , tüm farklılıklarıyla  bir araya gelip kenetlenerek, iradesine, geleceğine sahip çıkıp tüm terör odaklarına ve  dünyaya en büyük dersi vererek, kalkışmayı savuşturdu. Şuan bu odakların temizlendiği bu zamanlarda, toplum varoluşunu korumak için gösterdiği kahramanlıkları sırasında anlık yaşayamayarak ertelediği psikolojik etkileri  açığa çıkmaya birer birer başladılar. Bu odakların siyasi, sosyolojik, ideolojik uzantılarının temizlendiği şu dönemlerde, biz ruh sağlığı uzmanları olarak halkımızın göstermiş olduğu seferberliğin bir benzerini gösterip, bu durumun toplumumuzun psikolojisine etkilerinin temizlenmesinde aynı kararlılıkla hareket ederek eylimlilik haline geçmeliyiz diye düşünüyoruz. Bu amaçla bu makaleyi yazma gereği duyduk. Halkımızla çalıştığımız psikoterapi seanslarımızda ve genel toplumsal gözlemlerimizde açığa çıkan, bu terör saldırına bağlı insanlarımızın geliştirdiği psikolojik tepkileri açıklama kısa bir yazıyla anlatma gereği duyduk.

Ruh sağlığı uzmanlarına başvuran danışanların pek çoğunun seanslara getirdiği hikayelerde 15 Temmuz Teröririzminin etkileri görülmektedir. Uyku bozuklukları, uykuya dalışta gecikme, sık sık uykunun bölünerek uyanma, sabahları yorgun uyanma ve uyanmak istememe, genel bıkkınlık hali, bir işe başlamak istememe, heran bir tehlikeye karşı tetikte olma hali, öfke, kaygı bozuklukları tabloları anlatılmakta. Tahamülsüzlüğün arttığı ve şiddete maruz kalma psikolojisinin yarattığı davranışlar sonucu bir çok yerde kavgalara şahit olmaktayız. Tüm bu kaygılara bağlı olarak öz savunma araçlarının, bireysel silahlanmanın artığını gözlemlemekteyiz. Genel anlamda varoluşsal tehdit altında olduğunu düşünen insanların refleksif olarak geliştirdiği bencillik, paylaşımsızlık gibi durumlara şahit olmaktayız. Bu ve benzeri tablolar farklı seviyelerde, şekillderde halkımızda görülmektedir ancak  halkımız herzamanki sağduyusunu kullanarak bu tür etkileri kendi içsel süreçlerinde yaşamayı seçerek, daha dikkatli davranışlar toplumsal huzurun devamına ve daha büyük karmaşaları önlemeye yönelik sağduyulu davranışlar sergilemektedirler. Bu noktada tarihsel öğrenmelere bağlı oluşan toplumun kollektif bilinçaltı dediğimiz, genel hafızasında akil bir yapının oluştuğunu, toplumsal sezgi kanallarının bu akil zekadan beslendiğini görerek, toplumsal reflekslerimizin daha süreci düzeltmeye yönelik işlediğini görmekteyiz.

Genel profilde başvuran danışanların görmüş oldukları rüya örüntülerini terör ve terör sembollerinin, şiddet içeriklerinin arttığı gözlenmiştir. Caddeden geçen ambulans, itfaiye siren sesleri yada bir trafik kazası sesi bile, gündelik haytta alışılmış normal tepkilerin ötesinde bir şekilde panik duygusu oluşturmaktadır. Alçaktan uçan bir helikopterin bile insanlar üzerinde şiddetli kaygılar oluşturduğu danışanlarımız tarafından belirtilmektedir. Sosyal medyada yaygınlaşan  genel paylaşımlara bakıldığında örneğin; Ben yoruldum hayat isimli şarkının,ve benzeri umutsuzluk-yorgunluk mesajları veren iletilerin ne kadar  sıklıkla yayınlandığı dikkatlerimizden kaçmamaktadır.

Aynı zamanda toplumun özellikle bir kesiminde hayattan zevk alamama, gelecek ile ilgili kaygılar ve varoluşsal kaygılar, tüketimden kaçınma davranışları gözlenmektedir. Depresif duygu odaklı davranış örüntülerinin arttığını toplum katmanlarında gözlemlemekteyiz. Ya çaresizlik içinde hiç bir şey yapmama, ya korku ve kaygı ile hayatı yavaşlatma alışkanlıkları ile sınırlama, yeniliklerden kaçınma, arkadaş ve dostlarından uzaklaşarak hızla yalnızlaşma sıklıkla görülmekte. Toplumsal duyarlılık sonucu yazıya döktüğümüz bu bilgilerin, bizi takip eden okuyucularımızın kendilerinde gördükleri bu duygusal tabloların yalnızca kendilerinde olmadığını bilmeleri, yaşadıkları kaygı, üzüntü, hayal kırıklığı, öfke gibi belirtilerin bu süreci yaşamış toplumlarda beklenen normal genel duygular olduğunu ve diğer klinik tablolar ile ayırt edilmesi gerektiğini bilmeleri amacıyla yazılmıştır. Devletimiz hali hazırda atmış olduğu önleyici tedbirler dahilinde hızla normal sosyal hayata geçişle birlikte kişilerde görülen bu tabloların azalacağını ön görüyoruz.

Bireylerin bu dönemde üzerine düşen sorumluklar da elbet de yerine getirmelidir, gerektiğinde profosyonellerden destek alınarak kısa sürede problemler derinleşip klinik tabloya dönerek hastalık haline evrilmesi engellenebilir. Uzun vadede terör saldıralarının temel amacı bu ve benzeri sosyo-psikolojik durumların toplum geneline yayılarak, kronikleşmesini ve toplumsal kaos ortamının oluşmasını hedeflerler. Bu noktada kendi ruh sağılığınız ile ilgili olumlu atılımlarınızın hepsi aynı zamanda terör ile mücadele etmeye hizmet etmektedir. Devletin ve diğer kurumların bu noktada ulaşma imkanı bulduğu insanlara bu süreç ile ilgili destek hizmetlerini yaygınlaştırması ve eğitmesi bu sürecin daha kolay atlatılmasına yardım olacaktır. İnsanların bu maruz kaldığı saldırıları toplumsal kollektif bilinçaltında çok  önemli bir öğrenmeye, kitlesel dayanışma geleneğinin gelişmesine, pasif ve edilgen bir yapıdan kendi geleceğini ilgilendiren bu tür müdahalelere karşı koyma becerilerini öğrenmelerini de beraberinde sağlamıştır.

Bundan sonraki süreç için, ülkemize kurgulanan bu tür girişimlere karşı toplumsal refleksin oluşmasını sağlamıştır. Her tecrübenin bir öğretisi olduğunu düşünerek, bu sürecinde toplumumuza bir çok öğretiler sağladığı, bundan sonrası için dikkat etmesi gerektiği noktaları daha net görebileceği bir hayat olayı olarak düşüşünmek, bütün siyasi farklılıklara rağmen biz bilincinin hangi noktalarda çok güçlü bir silah olduğunu anlaması açısından önemlidir. Bu durumun  ve benzeri kazanımlarını ön planda tutularak yeni bir bakış açısı geliştirilip devlet dili haline gelmesi, yaşanılanların toplum üzerindeki olumsuz psikolojik etkilerinin azalmasına ve bir zafer düşüncesiyle elde edilen başarıya odaklanılmasını sürece önemli bir katkı sağlayacaktır.

Özellikle içinde öfke ve kaygı duygusu biriken halkımızın bu güçlü duygulardan kurtulabilmesi için devletin, belediyelerin sosyal aktivitelerini, televizyondaki programların, dizilierin ve diğer kitlesel mesaj veren araçların, bu duyguyu dışa vurularak katarsis yoluyla temizlenmesine yönelik bilimsel bir sosyal mühendisliğin kullanıldığı, harekat planının uygulamasını şiddetle öneriyoruz. Uzun vadede oluşacak toplumsal sorunların kaynağının insanlarin maruz kaldıklarıyla biriktirdiği içsel öfke-kaygı-panik-anksiyete duygularını dışa vurma ihtiyacıyla doğabileceğini düşünüyor, önlem alınmasını şiddetle tavsiye ediyoruz.bu sürece ruh sağlığı profosyonellerin daha fazla katılımları sağlanarak siyaset bilimcilerle entegre çalışmaları gerektiğini şiddetle öneriyoruz. Okullarda ve diğer kitsel alanlarda bilinçlendirme ve toplumun ruhsal sağıltımına yönelik daha fazla çabanın başlatılması gerektiğini düşünüyoruz.

Bilgilerinize sunarız.

İstanbul Kavacık Bi Nefes Psikolojik Danışmanlık Merkezi

İRTİBAT: 0216 331 23 25

Takip Et & Beğen & Paylaş