Her ne kadar kadın yada erkek olmak, doğuştan getirilen biyolojik ve hormonal özelliklerle oluştuğu düşünülse de, çocuk için cinsel kimlik geliştirmek toplumsal bir öğrenmedir, bu ilk öğrenme anne babadan gözlenen veriler ışığında başlar. Bu biyolojik-hormonal özellikler denge ve miktar açısından bu öğrenmelere bağlı olarak salgılanır. Aslında insanlar kadın ve erkek olarak doğmazlar, doğuştan getirdikleri kadınsı ve erkeksi hormonal-biyolojik yatkınlıklarını açığa çıkartacak, baskınlığını belirleyecek cinsel kimlik geliştirmelerini sağlayan, sosyal öğrenmeler aracılığı ile kendisini kadın yada erkek olarak tanımlamayı öğrenirler. Biyolojik olarak kadın yada erkek baskın hormonlarına doğuştan sahip olmak başlı başına yeterli değildir, bu baskın biyolojik özelliklere uyumlu doğru cinsel kimliğin de geliştirilmesi gerekmektedir. Kişinin cinsiyetini belirleyen bu noktada; doğuştan getirdiği biyolojik hazır oluş, doğduktan sonra gözlem yoluyla öğrendiği cinsel kimlik gelişimine bağlı psikolojik hazır ediliş, en son içinde yaşadığı toplumdan cinsiyetlerden beklenenleri uygulamasına bağlı olarak oluşturduğu sosyal hazır oluş. Bu üç nokta arasında, yani; biyolojik-psikolojik- sosyolojik denge oluşmadığı taktirde sağlıklı bir cinsel kimlik gelişiminden bahsedemeyiz.
Çocukluk çağında erkek çocuk baba ile, kız çocuk anne ile özdeşleşerek cinsel kimlik geliştirebilmesinin ilk adımları gelişimsel olarak atar. Süreç içinde normal olarak beklenen, çocuğun hem cinsiyle sağlıklı özdeşim ortamını oluşturabilmesidir. Devamını oku
Yazar:
Çocukluk ve Ergenlik Dönemi Psikolojik Problemleri ve Terapisi
Hayat yolculuğunda insanın yaşamı mevsimlere benzer. İnsan ruhu yapısında dört mevsimin özelliklerini barındırır. Kimi zaman güneşlidir, kimi zaman yağmurlu, bazen bir gün içinde bu iki durumu aynı anda yaşayabileceği bahar geçişlerini yaşar. Yetişkinlik çağı, ruhumuzdaki bu değişkenleri, geçişleri fark ettiğimiz ve buna göre mevsimsel önlemler alabildiğimiz, yetişkinlik meziyetlerinin olduğu bir dönemdir. Ruhumuza daha kış gelmeden, yakacak odunlarımızı, erzağımızı almayı öncesinde akıl edebiliriz. Her türlü sert hava şartlarına rağmen aldığımız önlemler sayesinde daha rahat bir mevsim geçişi yaşarız. Devamını oku
Çocuk Psikolojisi Gelişim Evreleri
Literatüre baktığımızda çocuk gelişim evrelerini kuramsal açıdan en iyi sınıflandıran bilim adamı olarak Sigmund Freud ve Eric Erikson’ u görmekteyiz. Diğer kuramcılar ve bizim gibi sahada uygulama halinde olan çocuk-ergen psikologları bu kuramları göz önüne alarak, çalışılan toplumun psiko-sosyal şartlarını göz önünde bulundurarak çalışmalar yürütüyoruz. Bilimin gelişme üçgeni olan tez-antitez-sentez bağlamında her fikri önemsiyor ve uygulama verilerine bağlı olarak eleştirilerimizi de yaparak uygulama tarzı geliştiriyoruz. Devamını oku
Aşk Üzerine Fikir Uçuşmaları
Bir nüveydi başlangıçta insan, hiç bilmediği diyarlardan insan adı altında misafir olarak geldi bu dünyaya. Bu dünyaya giriş kapısı, bir babamın sperminin bir kadının yumurtasıyla buluşmasıyla ortaya çıkan insan bedeniyle oluyordu başlangıçta. O nüve, kainatın balkonu olan dünyadan o geldiği sonsuz alemleri seyretmeye gelmişti aslında. Sonuçta, sonu bucağı olmayan o enginliklerde sergilenen bir çok güzelliğin, mucizenin birileri tarafından seyir edilmesi gerekirdi, bu güzelliği var edene hakkının teslim edecek bir göze ihtiyaç vardı, işte o insanda varlık bulan nüvenin geldiği yer ve onun özü, seyrettiği kainatın bir damlası, bir parçası olduğunu anlaması için biraz olgunlaşması gerekiyordu. Devamını oku
ANNE BABA ve ÇOCUK
Doğayı seyretmeyi sevenler bilirler, doğadaki her canlı ve cansız madde, varoluşsal serüvenleri boyunca çeşitli gelişim aşamalarından geçerler. Bu serüvene ilk adım atan her varlık başlangıçta daha pasif ,kırılgan ve dışa bağımlı iken zamana bağlı olarak, elde ettiği deneyimlerle güçlenir en nihayetinde tekil varlığını sürdürebilecek olgunlağa erişerek üreme ve çoğalma aşamasına geçer, neslininin devamını sağlamaya ve üretken olmaya yönelik dürtülerle çevresini şekillendirir. Bu değişim serüvenindeki her canlı bulunduğu aşamadan bir üst gelişimsel aşamaya geçerken, ondan once bu aşamaları tamamlamış daha güçlü olan en yakın modeli gözlemler ve bu gözlemleriyle elde ettiği davranış, duygulanım, konuşmayı öğrenme, yemek yemeyi öğrenme, oturmayı öğenme, örf adetler gibi verileri taklit ederek kendi bünyesinde toplayarak ait olduğu grubun bir parçası olarak kültürlenme sürecini tamamlar. Devamını oku
15 Temmuz Terörizminin Toplumsal Psikolojiye Etkisi
O gün Türkiye tarihinin en karanlık, en korkunç günlerinden birisini yaşadık. Yaşanılan tablo o kadar alışılmışın dışında şeylerdi ki, üzerimizde yarattığı şok etkisi hala devam etmekte. Olayların üzerinden üç ay gibi bir sürenin geçmiş olmasına rağmen, toplum üzerinde yarattığı psikolojik etkiler ilk günkü gibi taze bir şekilde canımızı acıtmakta. Aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihi boyunca bir çok farklı grupların terör saldırılarına maruz kalmıştır. Toplumun bu saldırılar ile öğrendileri, terörizm şekli, belli marjinal grupların ideolojik zeminli eylemleri sonucuyla olan saldıralardı. Toplum olarak bizler terörizm sonucu bir çok acıyı birlikte yaşadık, kayıplarımızın acısını hala yüreğimizde taşıyorken, bu son terrorist saldırı bizler için taşma noktası oldu. Bu terör saldırısını diğer yaşadığımız saldırılardan ayıran çok önemli bir farkı vardı. Bu saldırıyı yapanlar, bu ülkenin imkanlarıyla okumuş, bu ülkenin olanakları sayesinde kendini geliştirmiş ve örgütlenmiş, kendisini toplumun en hassas duygularına hitap edecek şekilde lanse ederek nüfus bulmuş, tırnak içinde dindar ve insana hizmetiyle ön plana çıktığını idda eden bir yapılanmaydı. Devamını oku
Çocuk Psikolojisinde Resim Çiziminin Önemi
Resim, bireyin kendi zihinsel süreçlerindeki karmaşayı açıklamak için bir yöntem ve zihinsel gelişimin göstergesi sayılabilir.
Kendiliğinden yapılan resimler, insanların ruhsal dinamiklerini yansıtabilmesi sebebi ile , doğru uzmanlar tarafından etkili analizler sonucu çocukların ve onların gelişimsel süreçlerini bize ayrıntılı bir şekilde gösterebilirler. Devamını oku
Var Oluş Üzerine Fikir Uçuşmaları
Merhaba okuyan insan, okuduğunu anlayan ve sonra onu yargılayıp ret eden yada kabul eden insan, düşünceli insanlık klanının üyesi, medenileşme abidesi, varlığın son şekli ve en canlı kanıtı insan, potansiyelini fark edemeden varlıktan yokluğa kapalı zarf olarak giden insan. Artık korkmayı bırak ve kendini kendinde ve alemi bendin de keşif etmeye başla! Devamını oku
Anda Yaşamak
Aslında psikolojik sorunların kökeninde hep yanlış algılamalar ve yanlış zihinsel yapılandırmalar gelmektedir. Bunların en başında insanların adepte olmak zorunda oldukları uzaysal,mekansal ve zamansal varoluştur. Eğer insan varoluşsal bütünlüğünü korumak istiyor ise varoluşsal dengesini de oluşturması gerekir. Örneğin anda yaşamak terimini ele alırsak, eğer insan zihninde geçmiş anıları, yaşanmışlıkları sürekli zihninde oynatırsa veyahut sürekli gelecek ile ilgili plan ve tasarımlarıyla zihnini meşgul ediyorsa yukarıda bahsetmiş olduğumuz zamansal adapte oluş açısından sorunlar yaşıyordur. Çünkü insan varoluşu anda ve şuan içinde yaşadığımız dünya zamanından birebir etkilenir ve onu etkiler ancak geçmiş ve gelecekle meşgul olan zihin dünyanın andaki işleyişini algılayamaz ve ona adapte olamadığı için gerilim ve ruhsal problemler yaşar. İnsan varoluşu haliyle geçmiş yaşantılarından etkilenir, deneyimlerini, anılarını ön hazır oluş şeklinde pratik hayatında kullanır. Gelecek ile ilgili planları, hayalleri, yapmak istediği şeyler olabilir, tüm bunlar dengeli ve kişiye hizmet edecek şekilde kullanılırsa bireye başarı ve mutluluk getirecektir. Örneğin sobaya dokunan ve canı yanan çocuk bu deneyimden sonra bir daha yanan sobaya dokunmaması gerektiğini öğrenir ve acı hissinden kaçmak için bu deneyim ona hizmet eder. Aynı şekilde gelecek ile ilgili planları olan bir öğrenci andaki yaşamını ona göre kurgulayarak mesela derslerine daha fazla çalışarak yine kendisi için faydalı bir halde bunu kullanabilir. Durumun bu iki boyutu insan için yararlı olan kısmıdır. Devamını oku
İnsanı Anlamak ve Anlamlandırmak
İnsanlık Varoluşunu sürdürürken günlük hayatında bir çok psikolojik sorunlarla farkındalıklı yada farkındalıksız karşılaşır. Bazen sadece ruhsal dengemiz, gergin, hüzünlü , sinirli, agresif ve benzeri halleri yaşar ancak kimi zaman bu durumun sebebini bilemeyiz hatta içimde bir sıkıntı var ortada da bişey yok ama neden böyle hissediyorum ki sorularını çokça sormuşuzdur kendimize. Fiziksel alemde herşeyin bir sebebi, neden sonucu olduğu gibi ruhsal dalgalanmalarımızın da muhakak bir kaynağı sebebi vardır. Biz klinik psikologların da terapi seanslarımız da en büyük hedeflerimizden birisi zaten ruhsal gerginlere sebep olan bilinmezleri ortaya çıkartıp gözle görülür bir şekilde ortaya koymaktır bu durum bile yani bilinmezliğin keşifi bile başlı balına tedavi edici olabilmektedir. Bilinmezliğin keşfinin, insan ruhunun yapısı gereği en derinlere bir savunma yöntemi olarak ittiği bazı yaşanmışlıkları gün yüzüne çıkarmakla olur. Devamını oku

