Rüyalarımız Yol Haritamızdır:

TERAPİDE RÜYA ANALİZİ;

Sekreterim bir gün acil randevu talebi olduğunu ve dolu olan günümün rutin randevu saatleri dışında danışanı görüp göremeyeceğimi soruyordu.

Acil randevu talebi acildir.

Üniversitede doktora öğrencisi bir genç hanımefendiydi randevuyu talep eden. Birkaç aydır haftalık düzenli görüşüyorduk ve acil randevu için normalde bir sebep yoktu.

Meraklanmıştım…

Odanın kapısından içeri giren Çiçek Hanımın omuzları çökmüş, yüzü düşmüştü. Gözlerinde derin bir elem ve öfke karışımı yılgın bir bakış vardı. Geçmiş seanslarda kurulmuş olan terapötik ilişkiye güvenip sadece hoş geldin diyerek koltuğu gösterdim.

Gözlerini biraz halıya daldırıp sonra gözlerime baktı. Çok canının yandığını görüyordum o bakışlarda. Sessizce bekledim. Nerden başlayacağını bilmediğini anlıyordum.

“Bir rüya gördüm” dedi kısaca. Yeniden gözlerini halıya kaçırdı, ince ince gözyaşlarını tutamıyordu artık. Biraz içim rahatlamıştı durumun bir rüyadan kaynaklandığını öğrendiğimde.

Sessizce geçen 1-2 dakikadan sonra “ben doktorayı bırakacağım” dedi. Böyle durumlarda sessizliği bozmamam gerektiğini öğreneli epey olmuştu. Gözlerimi ondan ayırmadan cümlesine devam etmesini bekledim.

“Nerden başlayacağımı bilemiyorum. Bu sabah öyle kötü bir rüyayla uyandım ki ne yapacağımı bilemedim. Kendimi çok kötü, ağır ve kirli hissettim. Üstelik de rüyamda zevk alıyordum o kötü halimden. Beni en çok üzen de rüyamda o halde mutlu hissetmiş olmak.”

Öne eğilmiş, belini büken bu yükten doğrulamıyordu sanki.

“İstersen şöyle bir arkana yaslan, derin bir nefes al, sonra gözlerini kapatıp şu rüyanı bir baştan anlatmak ister misin? Bu rüyanın gerçek mesajını hissetmeye çalışalım” dedim. Daha önce rüyalarında kendisinin göremediği mesajları seansımızda yakalayıp çok yararlandığı için teklifimi hemen uyguladı.

“Ben Üniversitedeyim. Doktora hocamla bir proje üzerinde çalışıyorduk. Ona kendimi öyle yakın hissediyordum ki dünya dursa ve zaman hiç geçmese istiyordum. Çok uyumlu bir şekilde çalışıyorduk. Büyük bir huzur var ortamda. Bu huzuru hocam da hissediyor. Sonra ben hocamın yanına gidiyorum. Gözlerine bakıp başımı onun omuzlarına yaslıyorum. Gözlerimle izin almıştım. Bana sarılıyor, sırtımı okşuyor. Sahici gibiydi. Ben biraz baba gibi hissediyor olsam da içimden onunla öpüşmek istiyorum. Bunun için iznim yok. Ama başımı kaldırıp onunla öpüşüyorum. Ben o sırada sanki yok oldum Onda.”

Diyor ve hıçkırıklarla ağlamaya başlıyor. Ara sıra da “ben ne yaptım böyle. Nasıl bozdum o ilişkiyi. Şimdi nasıl yüzüne bakacağım hocamın” diyordu. Bunun bir rüya olduğunu sanki unutuyor, gerçekmiş gibi acı yaşıyordu.

Anlatacaklarını bitirip, rahatlamasını bekledim. Uzun bir sessizlikten sonra başını kaldırıp gözlerimin içine baktı. Gülümseyerek ona “bu bir rüyaydı değil mi?” diye sordum. Gözlerindeki büyük şaşkınlığı hissettim. Durup düşündü ve nefesini vererek “evet, rüyaydı sahiden… Ama gerçek gibiydi. Bu duyguları ben hissetmişim demek ki rüyamda gördüm. Hocamın yüzüne nasıl bakacağım ben” dedi.

Evet, rüyalarımız uyandıktan sonra bizi etkilemeye devam eder. Bilinç dışından gelen mesajlardır rüyalarımız. Rüyalarımızın tesirinde günlerce mutlu ya da mutsuz yaşayabiliriz. Doğru okunmazsa yukardaki örnekte doktorasını bırakmayı düşünen hanımefendi gibi hayatımızı olumsuz da etkileyebilir.

Bu rüyada gelen mesajı anlamaya çalıştık seansımızda. Rüyada gelen sembollere, kişinin bilincinin atfettiği manalar olarak bakarız.

Yani standart bir yorumla bakılamaz!

Rüya kişiye özeldir, kişi gibi rüya da biriciktir.

“Hocanızın sizin tarafınızdan hissedilen özellikleri nelerdir?” diye sordum.

“Çok akıllı, dengeli, doğru ve müşfik bir adam” dedi hızlıca.

“Çok çalışkan, yorulmak bilmez bir derya” diye ekledi.

“Evli, yakışıklı, baba, dost, arkadaş, öğretmen, hami”.

Tekrar gözleri nemlendi, iç çekti “Çok iyi bir insan…” diye ekledi.

Rüyalarımıza hem objektif, hem de sübjektif bakarız. Rüyanın görüldüğü zaman dilimindeki yaşantıyı da dikkate alırız.

“Bu rüyayı gördüğün zaman hayatınızda neler oluyordu?” diye sordum.

“Artık tez aşamasındayım biliyorsunuz. Araştırmamda elde ettiğim verilerle literatürü birleştirip sonuç yazma aşamasındayım. Hayatımda bu dönemde tezim ön planda. Ve çok da iyi gidiyor, çok ama çok zevk alıyorum çalışırken. Tez konumu da tez hocamı da seviyorum. İkisiyle de çok uyumlu çalışıyorum. Hocam son derece anlayışlı, çok yardım ediyor, öyle çok kendi deneyim ve bilgisini aktarıyor ve beni besliyor ki, bazen tez hiç bitmesin istiyorum.“ Bunları anlatırken belini doğrultmuş, başını dikleştirmiş, sesi, nefesi güçlenmiş, yüzünde kararlı ve mutlu bir ifade oluşmuştu.

Kendini bu halde yakalayarak şaşırdı birden. Biraz önceki ağlayan, suçluluk duyan, doktorayı bırakmayı düşünen Çiçek gitmiş yerine başka biri gelmişti ve kendini bu halde bulmak onu da etkilemişti. Muzipçe gülümsüyordu gözleri ve kendini yakaladığını gördüğümü hissetmişti.

Sessizce Çiçek Hanımın son yaşadığı duygu geçişlerini anlatmasını bekledim. Yere baktı, gülümsedi, bana baktı ve başını iki yana birkaç kez salladı. Başını tekrar kaldırıp muzaffer bir edayla gözlerimin içine, en derinine baktı. Seansta bu kadar uzun ve derin göz kontağını pek sık ve kolay yakalayamaz psikolog.

Çiçek Hanım, çok zeki ve duygularını öğrenmeye, kendini yakalamaya çok açık bir hanımefendi. Tezinden aldığı keyfi terapisinde kendini keşfederken de alıyordu.

Gözlerini ayırmadan “ben doktoraya devam edeceğim!” dedi. “Rüya değil de sanki gerçek gibi algıladım ve çok üzüldüm, korktum.” Diye ekledi.

Rüya olduğunu hatırlamak Çiçeğe kendini iyi hissettirmişti.” Şimdi kim bilir bu rüyadan neler çıkaracağız beraber.” Diye heyecanını dile getirdi.

“Tamam, daha önce yaptığımız gibi, önce ‘Objektif Yorumuna’ bakalım.” dedi, muzipçe gülerek.

“Şu dönemimde zaten hayatımın odak noktasında tezim var, diğer hayat alanlarımı sadece zorunluluklar üzerinden yaşıyorum. Ama bu geçici bir süre farkındalıkla, eleyerek çalışma süremi steril hale getirdim. Bu sebeple tezimle ilgili bir rüya geldi. Tez hocam da doğal olarak dâhil oldu rüyaya, bu böyle, burada sıkıntı yok, bence burayı geçelim.” Diyerek Rüyasını nasıl ele alacağını da öğrendiğini bana gösteriyordu.

“Sübjektif Yorum beni hep heyecanlandırıyor “ diye sözüne devam etti.

“Biliyorum ki sübjektif yorumda görülen her sembol benim bilinç dışımın bir manasını, hissimi, duygumu temsil ediyor. Daha önce yaptığımız gibi “hoca” sembolünü ele almalıyız. “Hoca” aslında benim bir personam… Animusum! Dış dünyayla ilişkim, iş yapışım ve dış dünyayı algılayışımı hissedişim…!!!” dedi ve arkasına yaslandı, yeniden, durgunlaştı.

Gözleri dışardaki boşluğa dalarken, aslında bilinç dışında Animusuyla karşılaşıyordu. “Hıııımmmm! Hoca benim olgun bir Animusum!” dedi. Tekrar öne doğru dikleşti, gözleri aydınlandı, yüzü güldü “bana ilk anda hoca senin için nasıl biri diye sorup, tanımlamamı istemiştiniz! Ben de hoca için ‘çok akıllı, dengeli, doğru ve müşfik bir adam, çok çalışkan, yorulmak bilmez bir derya’ demiştim” diye hatırladı. Sonra gülümseyerek “evli, yakışıklı, baba, dost, arkadaş, öğretmen, hami”. Tekrar gözleri nemlendi, iç çekti. “Çok iyi bir insan…” bu vasıfları kendimde hissediyorum bu dönemimde sahiden. Çok şeyi, çok hızlı öğreniyorum ve hocama minnet duyuyorum. Nasıl oluyorsa beni kapasitemin maksimumunda hiç yormadan keyifle çalıştırıyor.

“Hocaya sarılmam, öpüşmem ve onda yok olmam aslında kendimdeki o vasıfları fark edip yaşamaya başlamam!!!”

“Hay Allah ya… Ben bu sabah nasıl da bu rüyayı böyle yorumlayabildim. Sanki sizinle hiç rüya çalışmamışız gibi“ diyerek hayıflandı. Özür diler gibi gözlerimin içine bakıp gözlerini yere indirdi.“ İyi talebe olamadım size, üstelik de acil randevuyla sizin randevularınızı sıkıştırdım.”

“Ama bugün gelmeseydim uyandığımdaki duygunun suçluluğuyla bu rüyamı da, günlerimi de ziyan ederdim. Bu oda, bu koltuk başka!“ diyerek doktorasına ve o muhterem güzel hocasına koşar adım yolcu ettik Çiçek Hanımı.

Evet, Rüyalar biricik, odamız başka, koltuğumuz bambaşka!

Şenay Curali Çetin

Psikoterapist

Takip Et & Beğen & Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir