Regresyon- Psikolojik Gerileme-ilkel Benliğe Dönüş

Psikolojik bir terim olan psikolojik gerilemeyi ifade eden regresyon olgusu gündelik klinikte çokça karşımıza çıkmaktadır. Özellikle, toplumsal kaotik dönemlerde yada bireyin yaşadığı stresli bir yaşam döneminde regresyon olgusunun klinik bir ortam bulduğunu görüyoruz. Teknik anlamı dışında gündelik kolaylıkta anlaşılması İçin, daha basit terimlerle açıklayıp daha sonra literatür anlatımına geçeceğim. 

 

Özellikle geçmişinde travma bulunan bireyler yada travmatik toplumlarda yaşayan kişiler ruhsal gelişim dönemlerinde bazı anlarda takılırlar. Bu takılma hayat boyu sürebilir. Unutmayın ki ruhsal süreçlerde yada insan zihninde zaman mevhumu yoktur. Kolumuza taktığımız saatlerin gösterdiği zaman ve takvim kavramı insan yaratısıdır. Doğada ve varoluşta andan başka bir zaman aslen yoktur. Psikolojik dinamiklerimizde ise bilinçaltımızın karanlık odalarındaki zamansızlık ve sonsuz kayıt etme kapasitesi sebebi ile yaşadığımız herşey o alanda varlık sürer. 

 

Gündelik yaşantımızın iş, gezinti, eğlence vs gibi aktiviteler sayesinde bilinçaltının karanlık yönlerini bastırırak andaki uyanık bilincimize kötü duyguların gelmesini engelleriz. Ne zaman işsiz kalsak, oyalanacak bir şey bulamasak geçmişin izlerini daha fazla deşmeye daha fazla üzerinde durmaya başlarız. Yaşanılan üzerine bin katarak onu olduğu halden daha büyük algılayıp çarpıtarak algılamaya başlarız. Bu anlar psikolojik olgunluğun ortadan kalktığı ve regresyona ortam hazırlayan anlardır. Pandora’nın kutusu açılır ve en aciz çocuk yanımız yaşımız ne olursa olsun karşımıza dikilir. Yetişkin işlevselliğimizi ortadan kaldırarak ipleri eline alır ve andaki psikolojik dengemizi sabote ederek bizi geriletir. Acı çeken, kırılgan, depresif, boşluğa düşmüş, çocuklara has olan her duyguyu ortaya serer ve sarsar. Bu durum psikoterapi ortamında oluşursa tedaviye yardımcı olacağından istenir bir durumdur. Gündelik spontane yaşantıda ise doğaçlama ortaya çıktığında kişileri ürkütür ve dehşete sürükler. Ben o kadar kendimi geliştirdim, bunları aşmış olmalıydım onca zamanda geçti üzerinden bu ne şimdi ilk günkü acısıyla karşımda duruyor bütün yaşantılar diyerek psikolojik dehşet anı yaşatır. 

 

Birey haliyle bu durumdan kurtulmak isteyecektir. Psikoterapi dışında bir çözüme yönelirse, ruhundaki bu sesi ve acıyı dindirmek isteyen bireyi oyalanarak unutacağını zannedecek hatalara sürükler. Madde kullanımı, riskli yaşantılar, kendini kurban görüp başkasını suçlayıp öç alarak cezalandıracağı insanları arama gibi klinik durumlara sürükler. İnsan ruhu mevsimler gibidir yazı ve kışı vardır. Kıştan kaçan yaza ulaşamaz. O sebeple ruhun her haliyle yüzleşip onları çözmek ve dengeye gelmek için çaba gerekir. Bu çabayı gösteremeyen yada kaçan bireyler sürekli bir kurtarıcı yada suçlu arayarak hayatının topraklı yollarında patinaj çekip aynı yemeği ısıtıp ısıtıp yerler. İşte Buda klinik tekrarcılığı olan ve hep aynı yaşam  senaryolarının ortaya çıkmasını sağlayan travmatik bireyin-toplumun içine düştüğü çıkmazdır. 

 

 

(Alıntı-bakınız; http://www.bursapsikiyatri.com/makale.php?id=574

 

Psikolojik Sözlük anlamı olarak regresyon; Regresyonpsikolojik açıdan gerileme ya da geri çekilme yani daha önceki az gelişmiş bir aşamaya dönme anlamında kullanılır. Gerilme bu açıdan hem (1) zamansal hem de (2) topogrofiktir (bilinçten bilinçdışına doğru). Gerileme (3) ifade biçiminde sözelden imgesele oradan da eyleme doğru gidebilir (biçimsel/formal gerileme). Uyku sırasında motor hareketin ketlenmesi gerileme yaratarak tüm ruhsal enerjinin düşlerle ifade bulmasına yol açar.

 

 

ANALİZDE GERİLEME

Psikanalitik tedavide, analitik durumun işlevlerinden birisi de gerileme olgusuna analitik ortam içinde izin verilmesi veya gerilemenin kolaylaştırılmasıdır. Diğer yandan psikanalitik çerçeve (zamansal, parasal ve ilişkisel sınırlar), gerilemeyi sınırlandıran ögeler taşır. Böylelikle gerileme ile bir sınırsızlığa düşülmesi engellenir. Gerileyen ruhsallık çerçeve ve analist tarafından kucaklanır ve taşınır. Gerileme eğilimleri, analiz içinde en açık şekilde aktarım olgusu gelişirken görülür ve analiste yönelik çocuksu istekler, duygular, ilişki şekilleri, fanteziler ve davranışlar olarak ortaya çıkarlar. Bu nedenle aktarım bir gerileme sürecidir.


Gerileme, geçmişten bugüne taşınan işleyiş şekillerinin ve önemli verilerin anlamlı ve inandırıcı şekilde bir ileticisi olmasının yanında, bazen de çok engelleyici ve yıkıcı yönler ortaya çıkartır. Bu durum, özellikle gerileme eğilimi olan ve geriledikten sonra analitik tedavi işbirliği için gereken kendini gözlemleme ve iç görü yeteneğini geri kazanma güçlüğü çeken bireylerde daha yoğun ve yıkıcı olur.


Normal analitik gerilemenin sonucunda, hastanın artan bir şekilde analistinden sevgi, hassasiyet, duygu ve aferinler beklemesiyle birlikte analiste yönelik düşmanca duygular geliştirir. Böylesine duyguların ve tutumların gelişim şekli bizlere hastanın yaşamının erken dönemlerindeki deneyimlerini anlamamıza yardımcı olur. Örneğin annesi ile olan ilişkisindeki anneyi içe kapanık ve yoksun bırakıcı ya da seven ve hoşgörülü olarak algılamasını fark etmemizde önemli bir kaynak olur. Bu tür bilgiler, hastanın güncel güçlüklerini ve sorunlarını kavramakta temel malzemeyi oluşturur. Ancak aşırı beklentiler veya düşmanlık, hastanın analistle iletişiminin tek yolu olursa ve analist de uygun biçimde bunları yorumlayamaz ise analitik tedaviyi sürdürme olanağı zarar görebilir ya da ortadan kalkabilir.

Nesne ilişkileri açısından gerileme üçlü ilişkilerden ikili ilişkilere doğrudur. İkili ilişkilerin doğası daha derine ve birincil sürece gerilemeyi desteklerken üçlü ilişkiler ikincil süreçle düşünmeyi ve bilinçliliği destekler.

Psikiyatrik hastalıklar birer gerileme biçimidir. Uzun sürdüklerinde bir saplanma olarak görülebilir. Örneğin üzüntülü kişinin gerçekliği değerlendirme biçimi değişebilir ve daha alt düzey savunma mekanizmalarını kullanmaya başlayabilir. Yaşamı olumsuz ve karamsar görmeye ve hiçbir iyilik bulamamaya başlar. Böyle bir biçimde olumlulukları inkar kişiyi daha da mutsuzlaştırır. Eğer inkar iyice şiddetlenirse “dünya ve yaşam kötü, ölüm sonrası iyi” gibi bir bakış açışı geliştirebilir. İnkara değersizleştirme eklenir. Kişinin gerçeği değerlendirme yeteneği iyice bozulursa depresyon psikotik bir hal alır. Hezeyanlı depresyonda kişi “dünyadan giderse tüm insanlığın mutluluğa ereceği, dünyanın en günahkar ve suçlu kişisi olduğu” gibi gerçek dışı düşüncelere kapılır. Bu süreçte nevrotik bir depresyon önce sınırda özellikler sonra da psikotik özellikler kazanarak iyice gerilemiştir.


İYİ VE KÖTÜ GERİLEME


Etchegoyen gerilemenin ikiye ayrılabileceğini belirtir: hastalığa özgü patolojik gerileme ve psikanaliz sırasında yaşanan, terapötik işlevi destekleyen işlevsel gerileme. Freud’un gerilemeyi ve saplanmayı hastalık açısından ele aldığını aktarır. Freud “Aktarımın Dinamikleri”  makalesinde analizdeki gerileme hakkında şöyle demiştir: “Libido (kısmen ya da tamamen olabilir), gerileyici bir sürece girer ve öznenin çocuksu imgelarını yeniden canlandırır. Analitik tedavi bunu izlemeyi sürdürüp libidoyu takip ederek bunların bilince ulaşabilir olmasına ve en sonunda gerçekliğe hizmet edebilmesine çabalar.”


Balint de gerilemeyi ikiye ayırmıştır: iyi huylu ve kötü huylu gerileme. İyi huylu gerileme temel güvene benzer, güçlü bir dürtüsel istek tatmin edilmeye çalışılır ve hasta tarafından bu, analizi kendi yararına kullanmaya dönüşür. Kötü huylu gerilemede hasta; talepkar, doyurulamaz, yıkıcı ve haset dolu bir hale gelir; isteklerinin tekin, somut bir biçimde ve hemen doyurulmasını ister. Sözel ifadeler ve empati yeterli gelmez.

Ruhsal işlevleri etkileyebilen böylesine gerilemeler geçici veya kalıcı; hafif veya ağır olabilirler. Bireyin gelişimindeki kritik dönemlerde bu tür gerilemelerin ortaya çıkışı beklenmelidir ve bunlar olağanüstü uzun bir süre devam etmediği ve çok ağır olmadıkları zaman normal olarak kabul edilebilirler.


Gerileme, kişinin kendisini ifade etme biçimlerinde olduğunda buna biçimsel gerileme denir. İlkel ifade ve temsil şekilleri alışılmış şekillerin yerine geçer. Örneğin seansta çocukluğunun söz öncesi dönemine inen bir hasta eyleme dökerek kendini ifade ettiğinde gerilediği anlaşılır. Bu sırada ikincil süreçle düşünmenin yerini birincil süreçle düşünme alır.


FARKLI GERİLEME BİÇİMLERİ


Birçok psikanalist, psikanalitik ortamın içinde veya dışında gerileme yeteneğinin değerinden söz etmiştir. Örneğin Kris, sanatsal yaratıcılık alanında kontrollü ve geçici gerilemenin rolünü tartışmıştır. Buradaki gerilemenin benliğin hizmetiinde olduğunu ifade etmiştir. Balint ve Winnicott, başka yollardan ulaşılamayan malzemeyi elde etmekte hastanın gerilemesinin önemini vurgulamışlardır. Blos, ergenlikteki gerilemenin gelişimin hizmetinde olduğunu açıklamıştır. Winnicott’un kucaklayıcı çevre ve geçiş olgusu kavramları birçok yazarın analitik ortamın hastaya bir geçiş alanı yarattığını düşünmesine neden olmuştur. Bu düşünceye göre hasta, bu alan içinde analistiyle olan güvenli ilişkisine dayanarak gerileyebilir, yeni düşüncelerini deneyebilir ve içsel sorunlarına yeni çözümler bulabilir. Balint buna, ilerlemenin hizmetindeki gerileme adını vermiştir.


ANALİZ DIŞINDAKİ GERİLEMELER


Psikolojik gerilemeye analiz dışında da rastlanır. Örneğin kardeşi doğan ufak bir çocuğun bu zorlanma döneminde dışkılama kontrolünü kaybetmesi veya çocuk ve erişkinin hastalanınca nazlanması veya isteklerinin artmasını gösterebiliriz. Uyumak ve düş görmek gerileyerek gerçekleşir. Gergin ve gerileyemeyen bir kişi uyuyamaz. Bir film seyrederken, bir roman okurken gerilenir ve öykünün içine dalınır. Gerileme ile öyküdeki karakterler ile özdeşim kurulur. Gerileme ilişkilerdeki eş duyumda rol oynar.


Bireyler aynı kimliği taşıyan topluluklar içinde gerileyebilirler. Örneğin bir futbol takımı taraftarları bir araya gelince bireysel kimliklerini bırakıp taraftar kimliğine bürünerek hareket etmeye başlayabilirler. Böyle gerilmelerde bireysel olarak bastırılan dürtüler grupla birlikte açığa çıkabilir. Kişi daha alt düzey savunma mekanizmalarını kullanmaya başlayabilir. Bölme ve diğer alt düzey savunma mekanizmaları etkinleşir. Kişinin takımı en iyi ve en güçlü takım olurken karşı takım ve taraftarları aşağılık ve kötü kişiler haline gelebilir. 


GERİLEMEYE DİRENÇ


Gerileme sırasında ve öncesinde dirençlerle karşılaşılır. Psikanalize başlarken analitik ortamın davet ettiği gerilemeden korkan hastalar vardır. Birçok hasta analitik ortamda bir düzeye kadar gerilemeye katlanabilseler de bazıları eğer kendilerini “bırakırlarsa” tamamıyla çocukçulaşmaktan ve düşünceleri ile eylemleri üzerindeki denetimlerini kaybetmekten korkarlar. Bazıları bu yüzden psikanalize başlayamaz. Psikanaliz sırasında çıkan dirençlerde ise hastanın korkularını yorumlamak bunlarla başa çıkmasına yardımcı olabilir ve böylelikle gerekli tedavi işbirliğini geliştirmesine izin verebilir.

 

Uzman Klinik Psikolog Osman İLHAN 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir