Konfor Alanı Gelişimin Önündeki Engel

Hepimiz hayatımızı kolaylaştırmak için sürekli çalışarak çaba içerisinde yaşarız. Okullar bitirir, sertifikalar alır, iyi bir iş için kızgın rekabetin içinde yanarız. Sonucunda zar zor elde ettiklerimizi korumak için bir bu kadar çabayı tekrar gösteririz. Sonuçta elde ettiklerimizle etrafımıza görünmez duvarlar örüp onun arkasında güvenle yaşadığımızı düşünürüz. Peki elde ettiklerimizle kendimize kurduğumuz bu yaşantı insani gelişim sürecimizi hangi olumsuz etkilerle sabote etmektedir, hiç düşündük mü? Bilinçaltımız gelişmemizi sağlayan konfor alanını korumak için bizi hangi alanlardan sabote eder ve ipleri elinde tutar. Diğer yandan içimizde insani potansiyelimizi açığa çıkarmaya çalışan akil, bilge, mutlak dengeli iyi yönümüz bizi gelişim için uyandırmaya çalışır sizce?

Genelde içimizdeki akil,dengeli ve yaratılışımızla var olan mutlak sağlık yapımız insanı uyandırmak için uyarılarını hayat olayları üzerinden yapmaktadır. Nasıl ki bilinçaltının çözülmeyi ve yüzleşilmeyi bekleyen travmatik yaşantı kaynaklı duyguları gün yüzüne çıkabilmek için, insanın davranışlarını manüpüle ederek aynı travmatik hayat olaylarını kurgulayarak insanı o zemine çektiği gibi, potansiyel olan olgun üst bilişsel yan açığa çıkmak için bilincin davranışlarını kendisini fark edebilecek kadar kırılga bir zemine çekerek bir şeylerin değişmesi gerektiğini, atılım yapılarak yenilenme arzusu duymamızı sağlatarak açığa çıkar. Kendisini keşif etmeye motive bulabilmesi için insanın, yaşadığı bunalımların eski öğrenmelerle çözülmeye yetmeyecek kadar ilkel kalan duygu ve davranışlarını fark etmeye başlaması ile olacaktır. Tüm bu süreç kendi içindeki anlamlı bütünlüğüyle, psikoloji biliminde araştırmaya yönelmiş profosyonel tarafından kolayca fark edilecektir. Bu farkındalıklarla şekillenmiş psikoterapi çalışmalarında, danışanın menfaatine yönelik organize edilerek kullanılacak terapi araçlarından birisi haline dönüştürülebilmeye müsaittir. Gündelik hayatın spontan akışı içinde insanlar bu döngüyü fark edebilecek kadar, kendi içsel analizlerine yönelemezler. Bu yönelmeyi yapabilecek kadar motive olabilmeleri için kritik ve yıkıcı, dağıtıcı hayat olaylarına maruz kalmaları gerekir, hayat olayların yaşantısı ister kadere dayalı olsun, ister rastlantısal olsun, isterse bilinç altı ve bilinç üstünün manipülasyonları ile şekillenen kurgulanmış, farkedilmeden hazırlanmış insan davranışlarıyla olsun değişim için gereklidir. Kişilik olgunluğa ulaşabilmek için hayatın zorlantılı yaşantılarına maruz kalarak zorlanmak zorundadır. Zorlamanın baskıcı, bir okadar da itici gücü alışkanlıklarla örülmüş, beton kadar sert kalıplaşmış yaşama şeklininin yerine daha işlevsel olanı getirebilmek için gerekli olan irade gücünün oluşmasında, bilinç sıçramasının gerçekleşmesinde çok önemli etkiye sahiptir.

Eskilerin dervişleri, dergahtan ayrılırken birbirlerine belan bol olsun diye dua ederlermiş. Genelde edilen duaların latif yönüne alışık olan kulaklarımız, belayı temenni eden şekli karşısında yaşanılan ilk şaşkınlığı atlattığınızda asıl anlamını fark etmeye başlanıyor. Ozamanlar alimleri şunu fark etmişler ki, durağan ve stabil yaşantı insanın gelişimini sekteye uğratıyor. Başlangıçta boş bir levha kadar temiz olan bebeğin zihni yaşam içinde maruz kaldığı yaşantılarla zihinsel yapısını inşa etmeye başlıyor. Genetik dürtülerinin de etkisi altında geçirdiği bu sürecin sonunda andaki kendisini tanımasını sağlayan özelliklerini ediniyor. Içinde varlık bulduğu toplumun, ailenin değer yargılarından edindiği kayıtlamalarla kendisini zan ettiği bütünlüğü belli zaman sonra yetmemeye başlıyor, daha fazlası gerektiğini bilerek gelişimin sonsuz macerasını atılmak istiyor merakçı bilinci. Bu atılımın ilk şartı olan konfor alanından çıkma iradesini gösterebilirse bilinç, köklü zihinsel değişimlerin yaşandığı dış dünyanın farklılıklarından öğrendikleriyle kendisini yeniden inşa edecektir. Gelişimin karşısındaki en güçlü düşman durağanlıktır. Bu durağanlığın yıkılması gerektiği bilincinde olan dervişin bela arayışı, belanın insanı konfor çemberinin dışına iten, yeni öğrenmeler sağlayan, sorun çözme becerilerini geliştiren vurucu hisleri oluşturabilmesidir.

 

Uzman Klinik Psikolog Osman İLHAN

Bi Nefes Psikolojik Danışmanlık Merkezi

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir